Zonguldak’ta çok ilginç gelişmeler oluyor.

Yüce Rabbim, bizi kimlerle sınıyor.

Ve biz, ibadetlerimiz sonrası yaptığımız dualarda, “Allah’ım, buna da şükür. Ya o olsaydı” filan diyoruz.

Yarabbi... Sen, bizi "kenti yerine, kendini düşünen" siyasetçilerimizden koru!

Eşleri ve sevgilileri için gösterdikleri mücadeleyi, bu kentin sorunları için gösteren politikacıları başımızdan eksik etme Yarabbi!

Çoklu orgazm yetmezliği çeken bu kullarını ıslah eyle Yarabbi!

Düşünme organları ile oturma organlarını karıştırmasınlar Yarabbi!

Bu adamları "muskasız", Zonguldak’ı "tıskasız" bırakma Yarabbi!

Yazıyı, İnşirah Suresi'yle bitirelim mi?

“Elem neşrah leke sadrek, ve vada'na 'anke vizreke, elleziy enkada zahreke, ve refa'na leke zikreke, feinne me'al'usri yüsren, inne me'al'usri yüsren, feiza ferağte fensab, ve ila rabbike ferğab.”

Türkçe’sini de yazalım...

“Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla, (Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi? Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Senin şânını yükseltmedik mi? Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Ancak Rabbine yönel ve yalvar.”

Bir diyorum ki, yazayım...

Mevlana ne güzel söylemiş:

"Bazen diyorum ki: Ne olacak söyle gitsin. Sonra diyorum: Söyleyince ne olacak, sus bitsin."

Ben de bu sözü değiştiriyorum:

“Bazen diyorum ki: Ne olacak yaz gitsin. Sonra diyorum: Yazınca ne olacak, sus bitsin."

Bugün tam da böyle bir gündeyim...

Elimde beyinsizlik örneği bir paylaşım var!

Öyle, kamyon lastiği kadar kafası olup, sibop iğnesi kadar aklı olmayanların yaptığı bir şey değil!

Bu paylaşım, kamyon lastiği kadar beyni olduğunu sanan birinin paylaşımı!

Ne yazık ki, onun da sibop iğnesi yok!

Ara ara böyle paylaşımlar kaçırıyor!

Cemal Süreya ile bitirelim bu yazıyı:

“Bende tarçın, sende ıhlamur kokusu

Yürürüz başkentin sokaklarında

Bir nehir şu tutuk konuşan cumartesi

Üstünde iki yonga: Çarşamba, bir de cuma

Ayrılık lafları etme sevgilim

Önümüz Temmuz, önümüz Ağustos nasıl olsa”

Ayet mi, hadis mi yazıyorsun?

Zonguldak’ta bazı gazeteciler, yazdıkları yazının ayet ya da hadis olduğunu sanıyorlar!

Sivrisinek kadar etkisi olmayan yazıları, öyle bir tonlamayla bitiriyorlar ki!

Yazıların muhatapları bile gülüyor!

Öyle kelimeler, öyle cümleler kurun ki; etkili, yetkili insanlar etkilensin!

Şimdilik bu kadar...

Bana daha fazla yazdırmayın.

Şuradan başlayın...

Burada bitirin.

Ayet mi yazıyorsun?

Hadis mi yazıyorsun?

Bir de; herkes kötü, bir tek sen iyisin?

Hadi yine iyisin!

Geldik Rize’ye...

Bu dünyada yarım asrı tamamladık.

Hatta 52’yi bitirdik, 53’e atladık.

Takım arkadaşlarım bir sürpriz yapmışlar.

Üstüne bir not yazmışlar:

“Yeni yaşında 1 milyon tıklanman dileğiyle... İyi ki doğdun.”

Bu, "günlük 1 milyon tıklanma" hedefini Genel Müdürümüz Bayram Tomakin söylemişti.

Demek ki, ekip yavaş yavaş dillendirmeye başladı.

33 yıllık meslek yaşantım, gözümün önünden geçince, “53 yaşa ne zaman geldik be kardeşim” diyorum.

Oysa, daha yazacak o kadar çok haber, o kadar çok köşe yazısı var ki...

Doğum günüm nedeniyle iyi dileklerini ileten herkese teşekkür ediyorum.

“Doğdun da iyi b.k ettin! Başımıza bela oldun!” diyenleri de duyuyorum.

Size bela olmaya devam edeceğim.