Birbirini kesenleri okuyor musunuz?
Bu sorunun yanıtı muhtemelen ´evet´
Ya da ´hayır´.
Kocası ve sevgilisi tarafından öldürülen kadınlar sizin için ne ifade ediyor?
Bunları hiç düşünüyor musunuz?
Yakın çevrenizde ki örnekleri izliyor musunuz?
Nedenlerine bakıyor musunuz?
Daha önce yaygın medyada sıkça izlediğimiz şiddet olayları Zonguldak´ta da önemli bir oranda artıyor.
Cinayetlerin, şiddetin sayısal verileri artıyor. Nedenleri değişiyor.
Cinayetlerin ve şiddetin arttığı yerde huzursuzluklar da artıyor.
Hiç beklenmedik şiddet olaylarını gördüğümüz de, duyduğumuzda şaşırıyoruz.
Bir de şaşırmış gibi yapanlar var!
Oysa hemen hemen her gün şiddeti tetikleyen etkenlerle kol kolayız.
Birilerinin ölümüne neden olan etkenler birileri için geçim kaynağı oluyor.
Örneğin tefecilik.
Banka kredileri.
Maden işçisi C.T eşini Y.T´yi öldürüp kömürlüğe atmış.
Parçalayıp çuvallara koymuş.
Peki neden?
Neydi buna iten nedenler?
Bir cinayet var ama detaylarını savcılık soruşturacak.
Giderek artan cinayetlerin perde arkasında çok farklı nedenler var.
Çoğu zaman bunlar soruşturma dosyalarında kalıyor.
Medyaya yansımıyor.
Eğer öldürülen kadın Münevver Karabulut değilse medya çok üzerine gitmiyor.
Ama bu artan şiddet herkesin kapısını çalıyor. Bunu görmezden gelemeyiz.
Cinayetlerin perde arkasında genel çoğunluk ekonomik krizler.
Ekmek girmeyen evde kavga çıkıyor.
Huzursuzluk kadınları ahlak dışı ilişkilere zorluyor.
Aileleri parçalıyor.
Gemisini kurtaranın kaptan sayıldığı yerde bunlar doğal karşılanıyor.
En kötüsü de bu işte.
Doğallaşan nedenlerin üzerinden kalkan olağanüstülük, beraberinde toplumsal duyarlılığı da götürüyor.
Bu cinayetleri ne kadar doğal karşılarsanız durduracak mekanizmaları harekete geçiremezsiniz.
Tefecilerin ve bankaların tuzağına düşenlerin sonu ne olacak?
Bu sorunun yanıtını aramak zorundayız.
"Bankalar zorla mı para veriyor?" diyerek kenara çekilmek bu sorulara yanıt değildir.
Tüketim alışkanlığı olmayan bir topluma kredi kartı verirseniz, onu ekmek olarak görürseniz cinayetlere intiharlara engel olamazsınız. Bunlar artacak. Bekleyin görün.
Yaygın basından çok Zonguldak basınında okuyacaksınız artık cinayet ve intiharları.
Sosyal kurumlara düşen görevlerden biri de muhtarlarla müşterek çalışarak bu olaylara önceden müdahale etmektir.
Çaycuma´da çocuğunu alıp, eşini ve eşinin ailesini katleden Şafak Köksal´ı ne çabuk unuttunuz?
Hepimiz biraz sorumluyuz.
Bu sorunun yanıtı muhtemelen ´evet´
Ya da ´hayır´.
Kocası ve sevgilisi tarafından öldürülen kadınlar sizin için ne ifade ediyor?
Bunları hiç düşünüyor musunuz?
Yakın çevrenizde ki örnekleri izliyor musunuz?
Nedenlerine bakıyor musunuz?
Daha önce yaygın medyada sıkça izlediğimiz şiddet olayları Zonguldak´ta da önemli bir oranda artıyor.
Cinayetlerin, şiddetin sayısal verileri artıyor. Nedenleri değişiyor.
Cinayetlerin ve şiddetin arttığı yerde huzursuzluklar da artıyor.
Hiç beklenmedik şiddet olaylarını gördüğümüz de, duyduğumuzda şaşırıyoruz.
Bir de şaşırmış gibi yapanlar var!
Oysa hemen hemen her gün şiddeti tetikleyen etkenlerle kol kolayız.
Birilerinin ölümüne neden olan etkenler birileri için geçim kaynağı oluyor.
Örneğin tefecilik.
Banka kredileri.
Maden işçisi C.T eşini Y.T´yi öldürüp kömürlüğe atmış.
Parçalayıp çuvallara koymuş.
Peki neden?
Neydi buna iten nedenler?
Bir cinayet var ama detaylarını savcılık soruşturacak.
Giderek artan cinayetlerin perde arkasında çok farklı nedenler var.
Çoğu zaman bunlar soruşturma dosyalarında kalıyor.
Medyaya yansımıyor.
Eğer öldürülen kadın Münevver Karabulut değilse medya çok üzerine gitmiyor.
Ama bu artan şiddet herkesin kapısını çalıyor. Bunu görmezden gelemeyiz.
Cinayetlerin perde arkasında genel çoğunluk ekonomik krizler.
Ekmek girmeyen evde kavga çıkıyor.
Huzursuzluk kadınları ahlak dışı ilişkilere zorluyor.
Aileleri parçalıyor.
Gemisini kurtaranın kaptan sayıldığı yerde bunlar doğal karşılanıyor.
En kötüsü de bu işte.
Doğallaşan nedenlerin üzerinden kalkan olağanüstülük, beraberinde toplumsal duyarlılığı da götürüyor.
Bu cinayetleri ne kadar doğal karşılarsanız durduracak mekanizmaları harekete geçiremezsiniz.
Tefecilerin ve bankaların tuzağına düşenlerin sonu ne olacak?
Bu sorunun yanıtını aramak zorundayız.
"Bankalar zorla mı para veriyor?" diyerek kenara çekilmek bu sorulara yanıt değildir.
Tüketim alışkanlığı olmayan bir topluma kredi kartı verirseniz, onu ekmek olarak görürseniz cinayetlere intiharlara engel olamazsınız. Bunlar artacak. Bekleyin görün.
Yaygın basından çok Zonguldak basınında okuyacaksınız artık cinayet ve intiharları.
Sosyal kurumlara düşen görevlerden biri de muhtarlarla müşterek çalışarak bu olaylara önceden müdahale etmektir.
Çaycuma´da çocuğunu alıp, eşini ve eşinin ailesini katleden Şafak Köksal´ı ne çabuk unuttunuz?
Hepimiz biraz sorumluyuz.
Muhtar seçilmekle muhtar olunmuyor
Mahalle muhtarlığının önemini hala anlayamadık.
Muhtar dediğin mahallesinin sadece yolu ve elektrik kesintiyle mi ilgilenmek zorunda?
Bence hayır. Ama biz de tam tersi yapılıyor. Muhtarlar seçilmek için birbirini yerken iş seçilmekle kalıyor. Muhtarlar aynı zamanda mahalle önderleri.
Belediye Başkanlarını mahalleye götürmekle muhtarlık olmuyor.
Bütün muhtarların kimlik ve nüfus bilgileri dışında zor durumda olan, aile içi şiddet yaşayan ailelerle ilgili de iyi bir takipçi olmaları gerekiyor.
Yoksa muhtar seçilmekle muhtar olunmuyor.
Muhtar dediğin mahallesinin sadece yolu ve elektrik kesintiyle mi ilgilenmek zorunda?
Bence hayır. Ama biz de tam tersi yapılıyor. Muhtarlar seçilmek için birbirini yerken iş seçilmekle kalıyor. Muhtarlar aynı zamanda mahalle önderleri.
Belediye Başkanlarını mahalleye götürmekle muhtarlık olmuyor.
Bütün muhtarların kimlik ve nüfus bilgileri dışında zor durumda olan, aile içi şiddet yaşayan ailelerle ilgili de iyi bir takipçi olmaları gerekiyor.
Yoksa muhtar seçilmekle muhtar olunmuyor.
Medya´da yeni adımlar
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti´nin (TGC), Konrad Adenauer Stiftung (KAS) ve Alman - Türk Vakfı´nın (DTS) ortaklaşa gerçekleştirdiği Alman - Türk Yerel Gazetecilik Semineri´nin 10´uncusuna katılmak için Antalya´dayız.
Gün içerisinde yapılan değerlendirmelerden notlar çıkarmaya çalışıyoruz. Medyanın önemi ve medyanın geleceği açısında umutla karamsarlık karışmış durumda. Alman yerel medyada yaşanan ilginç ve bir o kadar da güzel örnekler nedeniyle zaman zaman heyecanlanıyoruz.
Arada dünyalar kadar uçurum var.
Gazetecilik yapma nedenleri farklı.
Sonuçları farklı.
Zonguldak´a genel bir bakışla değerlendirmek gerekirse.
Sayımız çok fazla ama çok geriyiz.
Değişmemiz, gelişmemiz gerekiyor.
Sorumlu ve sosyal gazetecilik için daha çok ekmek yememiz gerekiyor.
Daha fazla sorumluluk ve çaba gerekiyor.
Gün içerisinde yapılan değerlendirmelerden notlar çıkarmaya çalışıyoruz. Medyanın önemi ve medyanın geleceği açısında umutla karamsarlık karışmış durumda. Alman yerel medyada yaşanan ilginç ve bir o kadar da güzel örnekler nedeniyle zaman zaman heyecanlanıyoruz.
Arada dünyalar kadar uçurum var.
Gazetecilik yapma nedenleri farklı.
Sonuçları farklı.
Zonguldak´a genel bir bakışla değerlendirmek gerekirse.
Sayımız çok fazla ama çok geriyiz.
Değişmemiz, gelişmemiz gerekiyor.
Sorumlu ve sosyal gazetecilik için daha çok ekmek yememiz gerekiyor.
Daha fazla sorumluluk ve çaba gerekiyor.