&[#]8220;Mal canın yongasıdır&[#]8221; denir ya.
Eski de olsa arabama öylesine bakıyorum.
Dört yıl daha taksit ödeyeceğim.
Araba gerçekten benim olacak dört yıl sonra.
Arabamı yeni yıkatmışım.
Cillop gibi olmuş.
Pırıl pırıl. Göz kamaştırıyor.
[*][*][*] [*][*][*] [*][*][*]
Her ne ise gece oldu.
Yattım.
Yağıp yağmadığı belli değil.
Pıtır pıtır döküldü gök yüzünden.
Sabah oldu kalktım.
İlk işim pencereyi açıp, kapı önünde duran arabama bakmak.
Baktım.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte parlayacak sandığım arabamın yerinde bir araba var ama..
Benim külüstür mü, değil mi anlayamadım.
Sanırsınız, benim arabanın tıpkı benzerini gece birileri çamurdan yapmış.
Plakasına baktım.
Evet, bu benim araba.
Üzeri çamur kaplanmış.
Çamur banyosu yapmış demek daha doğru.
Hani bedeni dinlendirmek için insanı çamura bularlar ya&[#]8230; aynen onun gibi.
Gerçi şimdilerde insanı çamura bulamak için kaplıcalara gitmek gerekmiyor.
Her an, her yerde ve her şekilde çamura bulanabilirsiniz.
Birileri çamur atabilir üzerinize.
Şaşırdım.
Radyomu açtım.
Sabah haberlerini dinliyorum.
Elbette radyo ve televizyonlar baş haberlerini İstanbul&[#]8217;dan derliyorlar.
Haberde, İstanbul&[#]8217;a çamur yağdığı anlatılıyor.
Çöl tozlarının çiseleyen yağmur ile birlikte çamur olarak yer yüzüne indiği belirtiliyor.
Düşündüm.
Binlerce kilometre ötelerden kalkan çöl tozları, geç İstanbul kentini -Türkiye sadece İstanbul&[#]8217;dan ibaret değil- buralara kadar gelmiş ve toprağa çamur olarak düşmüş.
Güney kentlerimizde oluşan ve nefes aldırmayan, insana önünü göstermeyen çöl tozlarının yarattığı olumsuz etkilerini, bir kez daha düşündüm.
Bir kez daha düşünmek zorunda kaldım şu burnumuzun dibine kondurulacak olan santrallerin baca gazlarını.
O gazların çiseleyen yağmur damlacıkları ile toprağa, doğaya, üstümüze-başımıza düşecek olan aside dönüşmüş halini.
Ben korktum.
Başıma ağrılar girdi.
Ancak &[#]8216;Korkunun ecele faydası yok&[#]8217; deniliyor.
&[#]8220;Ecel gelmiş cihana, baş ağrısı bahane&[#]8221;