Bazen CHP ve CHP'lileri anlamak gerçekten zor...

Kimse yoksa, gölgesine muhalefet edenler bile çoktur.

Siyasette neyin, nerede, ne kadar dozda yapılacağını iyi bilmek lazım...

CHP, ne yazık ki, henüz bunu öğrenmemiş isimlerle doludur.

Zonguldak örgütü de öyle mesela!

Öyle şeyler, öyle adamlar var ki, neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

Ne kendilerine, kente faydaları oldu, ne partilerine yeterince...

[*] [*] [*] [*]

Son Danışma Kurulu toplantısı buna iyi bir örnek.

CHP'nin, 4 kez çeşitli sebeplerden dolayı ertelediği İl Danışma Kurulu, partinin dört önemli ismi Mehmet Akif Hamzaçebi, Muharrem İnce, Haluk Pekşen, Gürsel Tekin'in katılımı ve konuşmalarıyla yapıldı.

[*] [*] [*] [*]

Bu dört isim, partinin Genel Başkandan sonra gelen dört etkili ismi...

Haluk Pekşen, hasta hasta geldi.

Muharrem İnce ve Gürsel Tekin ise, Milletvekili Şerafettin Turpcu'ya verdikleri söze sadık kalabilmek için gecikmeli olarak katılabildiler.

[*] [*] [*] [*]

Toplantının ana gündemi, referandum süreci ve siyasi tartışmalar oldu. Hükümete ve yeni pakete yönelik sert sözlerin sarf edildiği toplantıda, bu süreçte örgütlerin nasıl çalışması gerektiği de anlatıldı.

Türkiye'nin böylesine kritik döneme girdiği zamanda CHP'nin ve CHP'lilerin konuşacağı başka şey de olamazdı.

Ama olmadı!

CHP'li bazı isimler, ne yaptılar-ettiler kendileriyle böyle bir dönemde kavga etmeyi başardılar.

[*] [*] [*] [*]

Konuk isimlerin çok olması ve konuşmaların uzaması nedeniyle toplantının danışma toplantısından çok referanduma hazırlık toplantısına dönüşmesi kaçınılmaz oldu.

İl Başkanı Ahmet Altun ve partililerin, milletvekilleri ile birlikte salondan ayrılması üzerine GMİS eski Genel Sekreteri Mustafa Dağlıoğlu, eski İl Başkanlarından Halil Furat, Ertuğrul Koltuk, eski İl Sekreteri Nureddin Yolcu ve beraberindekilerin tepki sesleri yükseldi.

[*] [*] [*] [*]

Milletvekillerinden Hamzaçebi ve Tekin'in yemeğe kalacak zamanı bile yoktu.

Direk ayrıldılar.

Basına açık bölümde verilen mesajlar, CHP siyaseti açısından önemliydi.

Ama bu toplantının önemini anlayamamış isimlerin kafasında daha önemli şeyler vardı.

Daha önceki Merkez İlçe Danışma Kurulu'nda eteklerindeki taşları döktükleri yetmemiş ki, yeni taşları dökmeye gelmişler.

Dökmeyince de, çılgına dönmüşler.

Oysa ki, bu isimlerden Ali İhsan Köktürk, "Konuşmak ister misiniz?" teklifine "hayır" cevabı verdikten sonra...

[*] [*] [*] [*]

Toplantı daha biterken, Gazipaşa çalkalandı.

Alllaahhhh!

Ortalık karışmış.

Halil Furat, esmiş-gürlemiş.

Mustafa Dağlıoğlu, isyan etmiş.

Parti içindeki muhalif diğer isimler, "Halil Furat'ı, Ertuğrul'u nasıl konuşturmazsınız?" diyerek isyan etmiş.

Hangi "parti"nin Belediye Başkanı olduğu hala anlaşılamamış olan Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, çoktan aleyhte paylaşımlara başlamış.

[*] [*] [*] [*]

Haliyle medyada da en fazla böylesi polemik ve kavga haberleri yer alıyor.

Sonra CHP'liler medyaya kızmaya çalışıyor.

Yahu siz değil misiniz asıl gündemi çiğneyip partinizi bu duruma getiren?

Muharrem İnce çıkmış, ince ince konuşmuş...

Sonra kim konuşacak?

Halil Furat...

Çünkü CHP içindeki muhalifler için Halil Furat'ın konuşacakları, Muharrem İnce'ninkilerden daha önemli.

[*] [*] [*] [*]

CHP'nin çok sesli ve demokrasinin işlediği bir parti olması güzel...

Ancak işlerin bu kadar sulandırılıp bilmem nesini çıkaranlar çok oldukça, yapılan her yanlış "Evet" denilmesi için bir katkı olur.

Yani CHP bildiğiniz gibi!

[*] [*] [*] [*]

İl Başkanı Ahmet Altun, elbet başarısız.

Altun'u bu göreve getiren ve pasif bir yönetim oluşturan Şerafettin Turpcu ile Harun Akın kesinlikle kusurlu.

Bu hatalar, bu hataları yapanların siyasi birikimine de, saygınlıklarına da gölge düşürüyor.

[*] [*] [*] [*]

Şimdi CHP'lilerin bir kısmının konuşmak isteyenleri konuşturmayarak, bir kısmının asıl gündemin dışına çıkma amacıyla kavgaya tutuştuğu yerde iktidar ne yapsın?

[*] [*] [*] [*]

Ayrıca söz konusu çalışkanlığı ve partiye olan sadakati ile tanınan Halil Furat ise; zorla Zonguldak'a çaktığı Muharrem Akdemir kazığını unutmamak lazım!

Allah aşkına, kim yaparsa yapsın!

Olağanüstü günlerden geçerken bile şahsi kırgınlıklarını siyasetin, kentin, ülkenin önünde tutan siyasetçilerden ne olur?

Stat istemiyoruz!

Zonguldak Kömürspor'un eski tribün liderlerinden Kanat Tan'ın Zonguldak'a arena stadyum yapılmamasını ve bu yöndeki talepleri yok sayılmasını protesto etmek amacıyla başlattığı "Stadyum İstemiyoruz" kampanyası dalga dalga yayılırken, en anlamlı desteklerden biri Trabzon tribünlerinden geldi. "Stadyum İstemiyoruz" kampanyasına, Zonguldak Kömürspor sevdalısı askerler de katıldı.

İlk günden beri tüm gelişmeler, görüntülü çağrılar Pusula'dan yayınlanıyor.

Dalga büyüdükçe ne olur?

En çok merak edilen bu...

Hatırlatmak gerekirse, AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır;

"Zonguldak'ın mevcut stadı zaten yapılıyor, o Zonguldak'a yeter.

Zonguldak, arena gibi bir stadı kaldırmaz.

Önce Birinci Lige çıkmamız lazım ki, stadı öyle düşünelim.

Şu anda böyle bir şeyi talep etmek normal görünmüyor.

Ama mevcut stadın tadilatı devam ediyor.

Şimdilik o da Zonguldakspor'a yeter.

Birinci Lige çıkarsa, talepler yapılır" demiş, AK Parti'nin diğer iki Milletvekili Özcan Ulupınar ve Faruk Çaturoğlu ise sessiz kalmıştı.

Hatta Başbakan geldiğinde, "Arena stadyum istiyoruz" diyen taraftarlar hedef gösterilmişti.

Geldiğimiz durum ortada.

Konu, ulusal basına da haber olacak.

Şimdi bu çağrıların ve protestoların ardından Hüseyin Özbakır aynen şunu diyecektir:

"Bakın, ben o zaman da söyledim.

Zonguldak, arena gibi bir stadı kaldırmaz.

Önce Birinci Lige çıkmamız lazım ki, stadı öyle düşünelim.

Taraftarımız beni ancak anladı.

Beni anladıkları için teşekkür ediyorum.

Demek ki, onlar da benim gibi düşünüyor."

Kısacası, bizimkiler işine geldikleri gibi anlayacak!

Hatta Özbakır ve diğerlerinden, "Kanat Tan kardeşim, mesajını aldım. Biz de Zonguldak'a arena stadyum istemiyoruz" derlerse, hiç şaşırmam.