Bir takvim yaprağı arkasını okudum.


Tarih bilgileri veriyor.


Osmanlı&[#]8217;nın dünya hâkimiyetinden söz ediyor.


Osmanlı&[#]8217;nın 623 yıllık tarihi boyunca yetmiş kadar ülkeyi egemenliği altına aldığını ve buraları adalet ile yönettiğini belirterek o ülkelerde kaç yıl egemen olduğunu anlatıyor.


Osmanlı Batı Rusya&[#]8217;yı 25, İran&[#]8217;ın batısını 30, Ermenistan&[#]8217;ı 20, Azerbaycan&[#]8217;ı 25, Slovakya&[#]8217;yı 20 yıl yönetmiş.


Suriye, Lübnan, İsrail, Ürdün, Filistin ve Irak&[#]8217;ı 402 yıl.


Yemen, Katar, Bahreyn, B.A Emirliklerini, Nijer, Zengibar, Kuveyt, Suudi Arabistan, Mısır, Sudan, Libya, Tunus, Cezayir, Uganda ve bir çok o bölgenin ülkeleri 250- 300 yıl kadar Osmanlı yönetiminde kalmış.


Şu anda var olan Avrupa ülkelerini yazmıyorum.


AB&[#]8217;ye girmemizi engellemek isteyen tüm ülkeler, yüzlerce yıl Osmanlı toprakları olarak tarihe geçmiş.


Osmanlı&[#]8217;ya Hilafet bağımlısı olarak hizmet vermiş ülkeler ise şöyle sıralanmış.


Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Singapur, Endonezya, Kamerun, Nijerya.


623 yıl, bu büyüklükteki coğrafyaya sahip olabilmek elbette azımsanacak bir olay değil.


Hele bu kadar ülkeyi yönetecek politikalar üretmek hiç kolay değil.


Acaba o dönemde üretilen politikalar, hangi temeller üzerine kurulmuştu?


Osmanlı kendi içindeki, beylikleri ve toprakları içine kattığı yetmişe yakın ülkeyi hangi yöntemle kaynaştırmayı başarmıştı?


Günümüz koşullarında ülke yönetimlerinin içten içe nasıl ayrıştırıldığını görünce Osmanlı&[#]8217;nın devlet anlayışına şaşırıyorum.


Bize öğretildiğine göre, Osmanlı söz konusu ülkelere yalın kılıç gitmiş, kendi düzenini kurmuş ve o ülkelerin halkları ile kaynaşarak -kolay değil- yüzlerce yıl yönetmiş.


Bu günün koşullarında böylesine devasa bir birliktelik kurmak olası mıdır?


Bizim için değildir.


Kendi birlikteliğimizin tartışmaya açıldığı bir dönemde Osmanlının geçmişine özenmek, hayal gibi geliyor insana.


Bu gün yüzlerce yıl Osmanlı tarafından yönetilmiş ülkelere, Osmanlının torunları iş edinmek için gidiyor.


Avrupa ülkelerinin birlikteliğine ortak olmanın yollarını arıyor ve bu uğurda birçok sistem değişikliği yapılıyor!


Osmanlı yönetiminin adaletini, o dönemlerde lütuf olarak algılayan ülkeler halklarının yirminci kuşaktan torunları, bu gün ülkemizin hala Osmanlı hanedanı tarafından yönetildiğini sanıyor.


Belki de bizler farkına varmadan o havayı yaratıyoruz.


İkide bir geçmişe ve özellikle Osmanlı dönemine ait öğünmeler, bizi yalnızlığa itiyordur.


Dünya İmparatorluğundan, bizlere kalan ne var?


Sadece geçmişe özenmek.


Bu günü yaşamak, geleceği sağlam temeller üzerinde hazırlamak görevi bizim değil mi?


Osmanlı önce kendi iç birlikteliğini sağlamış. Günün koşullarına göre, hukukunu, devlet olma özelliğini, teknolojisini geliştirmiş.


Sonra?


O geçmişte kalmış. Biz bu gün de!