Toplumsal erozyonun arttığı yerde toprak ne yapsın?
Örneğin Kilimli´de siyasi erozyon tavan yaptı.
Düne dönelim, Filyos´a gidelim.
Hürriyet´in haberini paylaşmıştım.
Özetle şöyle diyordu;
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Afet İzleme ve Araştırma Laboratuvarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü´nün raporu ne diyordu;
"Karasu´nun 22 kilometrelik sahilinin liman bölgesi olan 2 kilometrelik bölümünde etkili olan erozyon nedeniyle, kabaran deniz suları sahildeki onlarca yazlık evi yutarken, sular yaklaşık 100 metre içeri girdi. Belediye Plajı´nın da tamamen sular altında kaldığı bölgede, deniz suyu festival alanına dayandı"
Filyos´ta da benzer durumun söz konusu olabileceği yönündeki şifai yorumların netleştirilmesi gerekiyor.
TEMA İl Temsilcisi Berran Aydan bu konuda görüşlerini bizimle paylaşmış:
"Bu konuya değindiğin için teşekkürler Sevgili Atilla.
Bizler yıllardır TEMA Vakfı olarak EROZYON´ a ve ülkemizde sebep olduğu zararlara, dikkat çekmek için çaba harcamaktayız.
Ancak, ülke gündemi siyasetle ve ekonomik sorunlarla ve de yapay saçma konularla öylesine dolu ki, toprak kaybına gereken önem bir türlü verilememekte.
Oysa yaşam kaynağımız toprak.
Karadeniz´de orman varlığı zengin olmasına karşın, erozyon yaşanmakta.
Çünkü orman içinden yer açıp tarla yapıyoruz, eğimli arazide tarım yapıyoruz, yol ve bina inşaatlarında toprak tahribatını önemsemiyoruz, gereken önlemleri almıyoruz.
Coğrafi olarak da yağış ve rüzgar nedeniyle, bol eğimli arazilere sahip yöremizde erozyon yaşanmakta.
Bunu somut olarak yağış sonrası Zonguldak Limanı´nda ve diğer akarsu ağızlarında suyun dönüştüğü sarı renkte, yukarı havzalardan aşınıp taşınan toprağı görebilirsiniz.
Karasu´daki olay ibret verici. Filyos´ta da aynı durum yaşanabilir mi, bunu bilim adamları daha net söyleyebilir.
Bu anlamda ZKÜ´nün söz konusu raporunu ben de çok önemsiyorum.
Bir gönüllü olarak ise Filyos´la ilgili düşüncelerimi dile getirmek isterim:
Eğer Filyos Projesi kapsamında bölgeye ağır sanayi ve termik santraller kurulursa, oradaki birinci sınıf tarım arazileri, su kaynakları, bitki ve hayvan çeşitliliği zarar görecektir. (Tabi ki kültürel değerler de).
Eğer tarım arazilerimizi yeterince koruyup geliştirmezsek, gıdamızı ve tohumumuzu ithal edersek, işte böyle deli dana hastalığı, GDO´lu ürünler gibi konularla uğraşırız.
Meralarımızı korumazsak, et fiyatlarında böyle artışlar yaşarız.
Son derece zengin ekolojik değerlere sahip Anadolu´muzda bunları tartışmak ne acı.
Sonuç olarak, daha önceleri binlerce kez söylediğimiz gibi:
"Erozyon bir milli felakettir, ulusça önlem almak gerekir".
[*] [*] [*]
Filyos´ta birçok şey var.
Ama birçoğu göz ardı ediliyor, görmezden geliniyor.
Ama politikacılar bu işleri düşünmezler, görmek istemezler.
Berran Hanım´a duyarlılığı için teşekkür ediyorum.
Eskiden bu işlere daha fazla kafa yoran varmış.
Ne yazık ki şimdi onların sayısı da çok azaldı.
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Afet İzleme ve Araştırma Laboratuvarı´nın Zonguldak raporunu merakla bekliyoruz.
Örneğin Kilimli´de siyasi erozyon tavan yaptı.
Düne dönelim, Filyos´a gidelim.
Hürriyet´in haberini paylaşmıştım.
Özetle şöyle diyordu;
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Afet İzleme ve Araştırma Laboratuvarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü´nün raporu ne diyordu;
"Karasu´nun 22 kilometrelik sahilinin liman bölgesi olan 2 kilometrelik bölümünde etkili olan erozyon nedeniyle, kabaran deniz suları sahildeki onlarca yazlık evi yutarken, sular yaklaşık 100 metre içeri girdi. Belediye Plajı´nın da tamamen sular altında kaldığı bölgede, deniz suyu festival alanına dayandı"
Filyos´ta da benzer durumun söz konusu olabileceği yönündeki şifai yorumların netleştirilmesi gerekiyor.
TEMA İl Temsilcisi Berran Aydan bu konuda görüşlerini bizimle paylaşmış:
"Bu konuya değindiğin için teşekkürler Sevgili Atilla.
Bizler yıllardır TEMA Vakfı olarak EROZYON´ a ve ülkemizde sebep olduğu zararlara, dikkat çekmek için çaba harcamaktayız.
Ancak, ülke gündemi siyasetle ve ekonomik sorunlarla ve de yapay saçma konularla öylesine dolu ki, toprak kaybına gereken önem bir türlü verilememekte.
Oysa yaşam kaynağımız toprak.
Karadeniz´de orman varlığı zengin olmasına karşın, erozyon yaşanmakta.
Çünkü orman içinden yer açıp tarla yapıyoruz, eğimli arazide tarım yapıyoruz, yol ve bina inşaatlarında toprak tahribatını önemsemiyoruz, gereken önlemleri almıyoruz.
Coğrafi olarak da yağış ve rüzgar nedeniyle, bol eğimli arazilere sahip yöremizde erozyon yaşanmakta.
Bunu somut olarak yağış sonrası Zonguldak Limanı´nda ve diğer akarsu ağızlarında suyun dönüştüğü sarı renkte, yukarı havzalardan aşınıp taşınan toprağı görebilirsiniz.
Karasu´daki olay ibret verici. Filyos´ta da aynı durum yaşanabilir mi, bunu bilim adamları daha net söyleyebilir.
Bu anlamda ZKÜ´nün söz konusu raporunu ben de çok önemsiyorum.
Bir gönüllü olarak ise Filyos´la ilgili düşüncelerimi dile getirmek isterim:
Eğer Filyos Projesi kapsamında bölgeye ağır sanayi ve termik santraller kurulursa, oradaki birinci sınıf tarım arazileri, su kaynakları, bitki ve hayvan çeşitliliği zarar görecektir. (Tabi ki kültürel değerler de).
Eğer tarım arazilerimizi yeterince koruyup geliştirmezsek, gıdamızı ve tohumumuzu ithal edersek, işte böyle deli dana hastalığı, GDO´lu ürünler gibi konularla uğraşırız.
Meralarımızı korumazsak, et fiyatlarında böyle artışlar yaşarız.
Son derece zengin ekolojik değerlere sahip Anadolu´muzda bunları tartışmak ne acı.
Sonuç olarak, daha önceleri binlerce kez söylediğimiz gibi:
"Erozyon bir milli felakettir, ulusça önlem almak gerekir".
[*] [*] [*]
Filyos´ta birçok şey var.
Ama birçoğu göz ardı ediliyor, görmezden geliniyor.
Ama politikacılar bu işleri düşünmezler, görmek istemezler.
Berran Hanım´a duyarlılığı için teşekkür ediyorum.
Eskiden bu işlere daha fazla kafa yoran varmış.
Ne yazık ki şimdi onların sayısı da çok azaldı.
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Afet İzleme ve Araştırma Laboratuvarı´nın Zonguldak raporunu merakla bekliyoruz.
Organizasyon yeteneği!
Zonguldak´ın neden kötü yönetildiği ile ilgili çok şey söylenir.
Hatta saymakla bitmez.
İşin özünde organize olabilmek, organize edebilmek var.
Organizasyon yeteneği önemli.
Bu organizasyonları yapabilecek kaç tane adam var?
Sorunda burada yatıyor zaten. Bizimkiler kafalarını önyargılardan, korkulardan sıyrılarak bu işlere kullansalar her alanda çok daha iyi yerde olurduk. Ama bizimkiler kendilerinden başkalarını küçümsemekle işe başlıyorlar. Sonra; "Gel kucaklaşalım" numaraları yemiyor tabi.
Bizimkilerin kafaları organizasyonlara değil, organizeliklere daha çok basıyor!
Yazık memlekete.
Hatta saymakla bitmez.
İşin özünde organize olabilmek, organize edebilmek var.
Organizasyon yeteneği önemli.
Bu organizasyonları yapabilecek kaç tane adam var?
Sorunda burada yatıyor zaten. Bizimkiler kafalarını önyargılardan, korkulardan sıyrılarak bu işlere kullansalar her alanda çok daha iyi yerde olurduk. Ama bizimkiler kendilerinden başkalarını küçümsemekle işe başlıyorlar. Sonra; "Gel kucaklaşalım" numaraları yemiyor tabi.
Bizimkilerin kafaları organizasyonlara değil, organizeliklere daha çok basıyor!
Yazık memlekete.
Kilimli´ye kim Başkan olacak?
Kilimli´de yaşanan olaylar sonrası, Başkan Seçkin Özdemir´in istifaya zorlanması veya tutuklanması durumunda yerine kimin Belediye Başkanı olacağı tartışılıyor.
Bunun için kulis ve pazarlıklara çoktan başlanmış durumda.
Özdemir giderse, yerine yeni bir Seçkin Özdemir mi yoksa, başka bir isim mi seçilecek?
Milletvekili Polat Türkmen´in duruşu önemli.
Baştan beri bu işlere engel olması gereken Türkmen´i bekleyip göreceğiz.
Bunun için kulis ve pazarlıklara çoktan başlanmış durumda.
Özdemir giderse, yerine yeni bir Seçkin Özdemir mi yoksa, başka bir isim mi seçilecek?
Milletvekili Polat Türkmen´in duruşu önemli.
Baştan beri bu işlere engel olması gereken Türkmen´i bekleyip göreceğiz.