Rahmetli annem (1904-1996) Rüştiye&[#]8217;de okumuş. Okul yıllarında ezberlediği şiirleri, bazen bize de okurdu, coşkuyla... Nasıl da unutmamıştı hâlâ şaşarım. Ben kendi yazdıklarımı okuyamıyorum becerip de. Annemden çokça dinlediğimiz şiirlerden biri: &[#]8220;Ben bir Türk&[#]8217;üm; dinim, cinsim uludur / Sinem, özüm ateş ile doludur / İnsan olan bu vatanın kuludur / Türk evladı evde durmaz giderim.(&[#]8230;)&[#]8221; dizeleri ile başlayan, şairinin adını sonraki yıllarda öğrendiğim &[#]8220;Cenge Giderken-Mehmet Emin Yurdakul&[#]8221; adlı şiirdi.

Annem, bir yandan makinesinde dikiş dikerken, bir yandan da bize şiirler okur, keyfi yerindeyse masallar da anlatırdı... Ah güzel annem!.. Onu sayısız kere dinlerken, bizim de daha ilkokul yıllarında aklımıza yerleşmişti bu dizeler.

Şu son günlerde &[#]8220;Türk&[#]8221;, &[#]8220;Türklük&[#]8221;, &[#]8220;milliyetçilik&[#]8221; kavramları üzerine atılan nutukları dinlerken, annemden dinlediğim şiirler geldi aklıma.

[*] [*] [*] [*]

&[#]8220;Türk&[#]8221; adının geçmişine baktığımızda, 6&[#]8217;ncı yüzyıl ortalarında devlet kuran Köktürklere, Çin kaynaklarına göre ise, 4&[#]8217;üncü yüzyıla kadar da indiğini görürüz. &[#]8220;Türk&[#]8221; adına tarihte bir devlet adı olarak; &[#]8220;Kök-Türk&[#]8221; ve bu dönemde dikilmiş olan &[#]8220;Kök-Türk Yazıtları&[#]8221;nda karşılaşırız.

732 tarihli Kül-Tigin Yazıtı&[#]8217;nda; &[#]8220;Tengri teg tengride bolmış Türk Bilge Kagan bu ödke olurtım, sabımın tüketi eşidgil (Tanrı gibi, Tanrı&[#]8217;dan olmuş (-Tanrı&[#]8217;dan-meydana gelmiş-getirilmiş- yaratılmış) Türk Bilge Kagan, bu devirde tahtıma oturdum, sözümü sonuna kadar işit-dinle-)&[#]8221; sözlerini görürüz. Kök-Gök sözcüğü, &[#]8220;mavi&[#]8221; anlamındadır; gömgök-masmavi, (göver-(mek): rengi maviye çalmak, maviye dönüşmek) anlamlarında olduğu gibi.

Kök-Türklerde &[#]8220;Tengri (Tanrı)&[#]8221; sözü, hem Allah, hem de sema (gökyüzü) anlamlarına gelir. Kök-Tengri; sonsuz-sınırsız, erişilmez, güçlü Gök-Tanrı; sonsuz ve sınırsız, erişilmez gökler, anlamlarına geldiği gibi; mavi gökyüzü, anlamını da içerir. Göktürkler, Şaman dinine; Uygurlar, Budizm ve Mani dinlerine inanırlardı.

[*] [*] [*] [*]

Türk Dil Kurumu&[#]8217;nun (TDK), 1969 tarihli Türkçe sözlüğüne baktığımızda:

Türk: 1.Eski ve zengin kültürü, yiğitliği, ağırbaşlılığı, yurtseverliği ve gönül yüceliğiyle tanınan, çok eski çağlardan beri Orta Asya&[#]8217;daki anayurdundan türlü yönlere dalga dalga yayılarak, büyük devletler kuran ve bugün Balkanlardan Çin içlerine kadar uzanan alanda yerleşmiş bulunan büyük bir budunun adı ve bu budundan olan kimse. 2.Bu budundan olup Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan ulus ve bu ulustan olan kimse. 3.Bu budundan olmadığı halde Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan kimse.

Türklük: 1.Türk olma hali. 2.Türk topluluğu.

Türkçü: Osmanlı İmparatorluğu&[#]8217;nun son yıllarında &[#]8220;Osmanlıcılık&[#]8221; ve &[#]8220;İslamcılık&[#]8221; akımlarına karşı, Türklük duygusunu savunanlara verilmiş olan ad.

Türkçülük: Türkçülerin ilkelerine dayanan akım.

Elbette, sözcüklerin burada gösterilen sözlük anlamları ile taşıdıkları ideolojik anlamlar birbirinden farklıdır. Kimi zaman sözcükler, sözlük anlamlarından kapsamlı anlamlar yüklenir. Biz, &[#]8220;hele bir sözcüklerin önce doğru sözlük anlamlarını öğrenelim de sonrası nasıl olsa gelir&[#]8221; düşüncesiyle, yararlı olmak için biraz sözlük karıştırdık.

Ulus: Dili, kültürü ve ülküsü bakımından başka topluluklardan ayrılan topluluk, millet. (Aralarında dil, kültür ve ülkü birliği olan topluluk olarak da tanımlanıyor).

Ulusal: Ulusa değgin (ait), ulusa özgü, milli&[#]8230;

Ulusalcılık: Ulusa özgü, ulusa değgin olmayı savunma, millicilik.

Ulusallaştırmak: Ulusal bir nitelik vermek, millileştirmek...

Ulusçu: Ulusçuluk ilkesini kabul eden, milliyetçi&[#]8230;

Ulusçuluk: Bütün insanların tek ve ayrımsız bir topluluk meydana getiremeyeceklerine ve her ulusun kendine özgü olan kültürü ve geleneklerine bağlı kalıp, kendi varlığını her şeyin üstünde tutarak yaşayabileceğine inanan görüş, milliyetçilik.

&[#]8220;Türk&[#]8221; sözü, ülkemizde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde yaşayan ulus ve toplulukların ortak, siyasal ve kültürel birliğinin adı olarak kullanımdadır. &[#]8220;T.C.Anayasa Madde 66: Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk&[#]8217;tür.&[#]8221;

Bir de bu devleti kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk&[#]8217;ün; &[#]8220;Türkiye Cumhuriyeti&[#]8217;nin temeli kültürdür&[#]8221; sözünü de bir kez daha anımsayalım.

[*] [*] [*] [*]

Geceleri bazen çeşitli TV kanallarındaki tartışma programlarını izliyorum: &[#]8220;Türk&[#]8217;üm demek&[#]8221;, savunmak faşistlikmiş! Ne günlere kaldık Yarabbi!.. Ulusal, yani millici olma, ırkçılıkmış, faşistlikmiş! Millici olmak; yurdunu, ulusunu, bayrağını sevmektir, ulusal duyguyu yaşamaktır, kısaca yurtsever olmaktır.

Bizim kuşak &[#]8220;Atatürk milliyetçiliği&[#]8221; öğretisiyle büyüdü. Atatürk milliyetçiliği, ne soya (ırka) dayalıdır, ne Turan hayali peşindedir, ne dinle karıştırılır ve ne de dışarıdan kumandalıdır. Anadolu&[#]8217;da yaşayan bütün ulusları, boyları, soyları, grupları, göç edip gelenleri, ayrım yapmadan &[#]8220;Türk ulusu (milleti)&[#]8221; olarak kabul eder. İnsanlar, biat eden kullar değil, Türkiye Cumhuriyeti&[#]8217;nin anayasasındaki her türlü hakkı eşit şekilde kullanan özgür yurttaşlardır.

Bazı işbirlikçi kafalara göre, &[#]8220;Türk&[#]8217;üm demek&[#]8221; ırkçılık, faşistliktir!.. Ama &[#]8220;İngilizim, Fransızım, Almanım, Macarım, Bulgarım&[#]8221; diyerek kendi ulusal kimliğini belirtenler, ırkçı ve faşist değildir!.. Bizim ülkemizde olduğu gibi, başta Amerika ve Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın diğer ülkeleri de çok çeşitli etnik gruplardan oluşmaktadır. Onların kendilerini, ülkelerinin kabul ettiği şekilde tanımlamaları, ırkçılık-faşistlik değil de, bizim &[#]8220;Türküm&[#]8221; dememiz ırkçılık ve faşistlik haa!..

[*] [*] [*] [*]

Peter Alford Andrews&[#]8217;in &[#]8220;Türkiye&[#]8217;de Etnik Gruplar&[#]8221; adlı kitabı, 1989 yılında Almanya&[#]8217;da, İngilizce olarak, büyük boy, 660 sayfa olarak Özgür Batı Almanya Üniversitesi tarafından yayınlanır. Türkiye&[#]8217;de Ant Yayınları&[#]8217;nca 1992 yılında okurlara sunulur. Andrews, bu çalışmasında, Türkiye&[#]8217;de 47 etnik grup belirler. Bütün bu etnik grupların iller ve ilçe-köy birimlerine göre etnik dağılımını gösterir. Daha sonra yerli-yabancı başka araştırmacılar da aynı konudaki çalışmalarını kitaba döktüler.

Andrews, 1965 nüfus sayımını esas alarak hazırladığı kitapta, bir ilde ne kadar Laz, Kürt, Arap, vb. köyü varsa, bunların dinsel yapılanmalarına kadar özelliklerini belirtiyor. Andrews, kitabın ilk sayfasına kısa bir sunu yazısı koymuş:

&[#]8220;Bu kitabı, Türkiye toplumunun birbirine olan sevgisine ithaf ediyorum.&[#]8221;

Bu sevgi bağı ile Türkiye toplumu ayakta durabilmektedir. Bu bağ olmasa, çoktan Yugoslavya örneğini bir kez daha yaşardık. Ancak, ülkemizde insanların en yüce duygularını sömürerek politika yapanlar, bu sevgi bağına ne kadar zarar vermeye çalışsalar da, bir süre sonra tarihin karanlık sayfalarında kaybolacaklardır. Bin yıldır bu topraklarda yaşayanlar, acılarını, sevinçlerini paylaşanlar, birbirlerine düşman değil, hep dost olarak kalacaklardır.