CHP Lideri Deniz Baykal istifa etti.
Nedeni ortaya çıkan kaset ve çok özel görüntüler.
Baykal; ´Komplo´ diyerek, Ak Parti´yi suçladı.
Fethullah Gülen´in mesajını da samimi bulduğunu özellikle belirtmesi de dikkat çekti.
Kürsüden inmeden önce çok net bir mesaj daha verdi.
"Bu tablo karşısında ben de teslim olmayacağım. Kimsenin beni sorgulamasına izin vermeyeceğim. Eğer bunun bedeli varsa ve bu bedel CHP´den ayrılmaksa bu bedeli öderim. Benim istifa etmem kaçmak anlamına gelmez. Tam tersine meydan okumaktır. İstifa ediyorum: Bunun hedefi ben değilim, CHP´dir."
Peki, bu meydan okuma nasıl olacak.
Bu süreci hep birlikte izleyeceğiz.
İlk görüş Baykal´ın genel başkanlığı kolay kolay bırakmayacağı.
Yani bunca yıldır direnen, yüzde birlik artışı bile başarı kabul eden, başarısızlıklara rağmen koltukta kalan Baykal´ın komplo veya montaj bir kasetten sonra istifasını gözlemlemek çok dramatik.
Baykal´ın koltuğu bırakmayacağını iyi bilenler bu süreç ve istifanın ardından Baykal´ın yeniden Genel Başkan seçileceğine inanıyor.
Baykal´ın bahsettiği; "Meydan okuma" nasıl olacak? Meydan mı kaldı?
Baykal yoksa meydana kim çıkacak?
CHP içinde Baykal döneminin aksine daha şiddetli kavgaların yaşanması bundan iyi fırsat yaratılabilir miydi?
Bu daha büyük bir kenetlenme olabilir mi?
Bunlar akla gelen ilk sorular.
Ama en önemlisi CHP kurmaylarının Baykal´ın kurultaya gelmeyeceğini açıklamalarına karşın hesaplaşmanın yeni başladığının çok net görülmesi.
Herkesin ortak temennisi; ´Yılların Baykal´ı Genel Başkanlığı böyle bir olaydan dolayı bırakan adam olmamalıydı."
Siyasi tarih çalışıyor. Bugünü böyle kaydetti. Yarını da kaydedecektir.
Önyargılar, varsayımlarla gidersek bu işin sonu gelmez.
Binlerce yorumcunun anlattıkları arasında biz bu işin Zonguldak´a yansıması nasıl olur ona bakacağız.
Baykal ve CHP´ye yapılmış bu darbede kimlerin parmağı olduğu da ortaya çıkacaktır.
CHP´de yaşanacak bir lider değişikliğinin sonrasında Zonguldak nasıl şekillenir?
Baykal´ın yaşadığı süreç sonunda CHP´nin iktidar olması için gerçek bir fırsat doğmuş olabilir mi? CHP´nin yeni süreci gerçekten bir Baykal-sızlaştırma sürecine dönebilir mi?
Bu durum Milletvekilleri Ali Koçal ile Ali İhsan Köktürk´ün siyasi rotasını nasıl etkiler?
Zonguldak Belediye Başkanı İsmail Eşref ile Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık´ın Ankara´da siyaset yapma düşüncelerini nasıl etkiler? CHP´nin rotasına bağlı olarak bunları da zaman gösterecek?
Sadece CHP´nin değil, Zonguldak´ın değil, ülkenin siyasi rotasına yön verecek bir gelişme.Yılların eleştirilen adamı Deniz Baykal şimdi mağdur durumda.
İstifası mağduriyetinin belgesi.
O mağduriyet Baykal´ı çok geçmeden bu koltuğa yeniden getirecektir.
Baykal Genel Başkanlığı bırakacaksa da ondan sonra bırakacaktır.


Mithatpaşa Tüneli´nde son durum


Karayolları Mithatpaşa Tüneli Projesini hazırlayıp imar tadilatı için Zonguldak Belediyesi´ne gönderdi.
İki aşamalı tünelin birinci aşaması İkinci Makas- Kapuz Bağlık´taki asfalt şantiyesi, ikinci aşaması ise asfalt şantiyesi ile Hasan Ali Yücel Lisesi arasında.
Karayolu buradan Kilimli Sahil Yoluna bağlanacak.
Zonguldak Belediyesi imar tadilatı yaparsa bu iş hızlanacak.
Top Zonguldak Belediyesi´nde.


Paraları dereye mi attık?


Nankörlük etmeye gerek yok!
´Yatırım, yatırım´ diyen Zonguldak Türkiye´nin en pahalı otobüs duraklarına sahip oldu.
Alın tepe tepe kullanın
Eski parayla 7 trilyoncuk.
Yeni parayla 7 milyoncuk.
Yani trilyon demeyince psikolojik olarak bir küçümseme oluyor.
Acılık dere üzerinin bir bölümün kapatılıp karayolu olarak kullanılmasını, mecburiyet caddesi olarak bilinen Gazipaşa Caddesi´ni tamamen yayalara ve yaşam alanlarına açılmasını öngören proje ´piç´ olmuş görünüyor.
Yani ne olacağı belli değil.
Secaattin Gonca döneminde başlayan proje hayata geçmeyince kapatılan bölge sadece otobüs durakları için kullanılır oldu.
Zonguldak eğitimden sağlığa, kalkınma projelerinden tarıma, kültür sanattan, turizme pek çok alanda yatırım bekliyor.
Para bekliyor.
Ama gel gör ki.
7 milyon harcanan proje böyle anlamsız kalıyor.
Pusula olarak konuyu gündeme getirdik.
´Devletin çil çil paraları, tüyü bitmemiş yetimlerin hakları bu beton yığını için mi harcandı´ denilmesi bizi üzüyor.