İstanbul Musevi Cemaati´nin tek, İstanbul´un ise en büyük et tedarikçilerinden Etçii Steakhouse´un patronu Mehmet Emin Arslan´ın dün Zonguldak´ı da yakından ilgilendiren bir açıklaması vardı.
Zonguldak´taki Ziraat Odaları, tarım kooparatifleri, kalkınma konusunda konuşan herkese kapak olacak bir açıklama.
Mehmet Emin Arslan; "At ve eşek kesimi hızla artıyor" diyor.
Arslan,Türkiye´de kesecek canlı hayvan bulamadıklarını belirterek, bu konu ile ilgili acil olarak önlem alınması gerektiğini açıklıyor.
Dünyanın en pahalı etini Türkiye´nin tükettiğini belirten Arslan, kırmızı et fiyatlarındaki yükselişin ana nedeninin hayvan varlığındaki hızlı düşüş ve canlı hayvan ithalatındaki sorunlar olduğuna dikkat çekti.
Anadolu´da besihanelerin boş olduğunu dikkat çeken Arslan, "Besici hayvan beslemek istiyor, fakat besleyecek hayvan bulamıyor.
Çok az sayıda olan besilik danalar Kars ilimizde, tanesi 250 kg. gelen 9 aylık dana fiyatı 3000 TL den satılıyor.
Ülkemize giren kaçak et hızla artıyor ve bu etler sağlıksız ve hastalıklı hayvanların etleri. Dünyadaki fiyatlarla ilişkili olarak yapılan araştırma da Türk insanının eti ne oranda aldığını ve fiyatlardaki fahiş fiyat hemen göze çarpıyor.
Dünya´da kemikli karkas gövde fiyatı 2 dolar iken ülkemizde 13 dolar. Yeme içme ve hizmet sektöründe hızlı bir çöküş yaşanmaktadır. Lokantacının, kebabçının, restoran sahibinin ve catering firmalarının yani tamamında ham maddesi kırmızı ete dayanan firmalarda iflaslar ve işi bırakma durumları olmuştur."
Arslan devam ediyor;
Tarım Bakanlığı´nın konuyla ilgili yeni teşvik paketinin çok olumlu karşılandığını belirten Arslan, teşvikleri tüm Türkiye´ye yaymak gerektiğini söylüyor;
"Tüm bu olumsuzlukların, haksızlıkların önüne geçmemiz için, Besihanelerin tekrar dolması için, Kırmızı et fabrikaları istihdam sağlamaları için, hizmet sektörünün ayakta kalabilmesi için, 72 milyon insanın sağlıklı, kaliteli ve ucuz ete ve gıdaya ulaşması için, canlı besilik dana ithal etmemiz lazım. İthalatla yerli hayvancılık korunmak isteniyor fakat yerli hayvancılık kötü durumda ve bunu kimse görmek istemiyor." diyor.
Arslan yaşanan bu süreçte artan bir tehlikeye de dikkat çekerek; "At ve eşek kesimi hızla artıyor" diyor.
Bunun için güvenilir yerlerden alış veriş yapmak kaçınılmaz.
Şimdi gelelim bize.
Batı Karadeniz Bölgesi tarım ve hayvancılıkta çok önemli bir üs olabilirdi.
Bırakalım üs olmayı Zonguldak´a dışarıdan et geliyor.
Zonguldak´ta gerek besicilik alanında gerekse kırsalda tarım ve hayvancılık politikaları konusunda çözüm üretmesi ve desteklemesi gerekenler bu işleri hiç umursamadılar.
Zonguldak gerçek bir fırsatlar kenti.
Kars´tan yüklenen hayvanlar kamyonlarla İstanbul´a götürülüyor.
İstanbul´un burnunun dibindeki Zonguldak ve Bartın uyuyor.
Çaycuma eski Kaymakamlarından Musa Işın bunun farkındaydı.
Şimdi ki Kaymakam Hasan Yaman da farkında.
Farkında olamayan bizleriz.
Meslek odaları, yerel yönetimlere seçilmiş kişiler, sadece ideoloji üzerine konuşan, kongrelerde ahkam kesen siyasiler.
Ama bizde herkes kolay yoldan patron olma peşinde.
Kolay yoldan siyaset yapma peşinde.
Zahmetsiz kazanmanın peşinde.
Havanın civanın peşinde.
Mülkiye Başmüfettişi Musa Işın Çaycuma Kaymakamlığı döneminde verdiği mücadeleye beklediği desteği alamayınca; "Çok tembeller" diyerek izah etmişti.
Bizimkiler hala tembel.
Siz kırsal kalkınma, tarım ve hayvancılık üzerine hangi siyasetçinin mücadele ettiğini gördünüz.
İktidar boru döşeyince övünüyor, muhalefet borudan su akmayınca konuşuyor.
Bu tablo da herkese kapak oluyor!

Politika üretemiyorlar

Eskiyi pek bilmem.
Ancak anlatılanlardan yola çıkarak siyasetin nasıl yerlerde süründüğünü gözlemliyoruz.
Üretmeyen, bencilleşen, ötekileştiren, ticarileştirilen bir siyaset çizgisi içindeyiz.
Hal böyle olunca bir çok şey basından bekleniyor.
Bireysel politik ve ticari çelişkilere ilgi duyanlar sıra memleket, kalkınma sorunlarına gelince yerinde sayıyor.
Partilerin kongrelerinde gövde gösterisi yapanlar sıra yerel konularda politika üretmeye ve uygulamaya gelince dibe çakıyor.
Ancak siyasette ki kalite düşüyor.
Böyle giderse daha da düşecek.
Zonguldak´ta yaşayan herkes kendisini sorgulamalı.
Zonguldak´ın asıl politikası kendi politikacılarını, yerel yöneticilerini, kişilerin bireysel gayretini ve örgütsel çabasını sorgulamak olmalı.
Bu sorgulama süreci de politika yapabilmenin en esas omurgası.
Zonguldak´ın böyle bir omurgası var mı?
Şikayet edenlerin önce kendilerinin bir şeyler yapması gerekiyor.
Basit ve meydan okuma siyaseti ile yol alıyoruz.
Bazen iş mahalle kadınlarının dırdırından beter bir hal alıyor.