Zonguldak’ın kaderi mi dersiniz?
İşin doğası mı?
Yoksa alınmayan önlemler mi?
Hani diyorduk ya,
Türkiye vatanımızsa.
Denizler de Mavi Vatan.
Bir de Yeraltı Vatanımız var.
İşte bu vatan için de,
Şehitler veriliyor.
Bugün Armutçuk’ta,
Yine bir ocağa ateş düştü.
Zonguldak topraklarının bedeli,
Hala ödeniyor dostlar.
Canla,
Kanla,
Ömürle ödeniyor.
Bu kentin,
Üstünde de öldüğün gibi,
Altında da ölüyorsun işte.
Akşam yaşanan kaza,
Hepimizi derinden üzdü.
Tekrar başımız sağ olsun.
* * * * * * * * *
Ya işte,
Ayakçı olmak başka,
Gazeteci olmak başka.
Evrağa bakıyorsun,
İsim başka,
Ama işin faili başka.
Ad Ali’nin,
Basen Veli’nin.
Sorsan Zonguldak’a,
Bunlar diz çöktürecekler.
Kenti korku iklimine sokacaklar.
Ama ne yapıyoruz?
Mücadeleyi bırakmıyoruz.
Bunlara meydan vermek yok.
Kaniş çetesi,
Bir şekilde çözülüyor.
Bakalım neler olacak?
* * * * * * * *
Osman Zaimoğlu,
Solcu kimliği için,
Adeta yeniden doğmaya çalışıyor.
Doğsun ki,
Nüfusa gidip,
Yeni bir isim,
Yeni bir kimlik kazansın.
Atatürk vurgusu yapmak için,
İl Müftülüğünü bile kullanmaya çalıştı.
Ancak,
İl Müftüsü Aşır Durgun,
Buna izin vermedi.
Ben hep diyorum.
Osman Zaimoğlu sağ gelenekten gelmedir.
Atatürkçülüğü ise,
Sadece ‘Gardrop Atatürkçülüğü’dür’
Baktığınızda,
Devrimci bir yanları yoktur.
Sadece,
Kılık kıyafet yönetmeliğine uyarlar.
O kadar.
Gardorptan çıkarıp,
Giydikleri en varsa,
İşte o kadar Atatürkçülük var.
Çevresindeki,
Mutat zevatın bir çoğu da aynı şekilde.
Ahh Osman Ağabey ah!
Dini kurumları olsun,
Siyasetine alet etmeseydin keşke.
* * * * * * * *
Geçtiğimiz günlerde,
Çok güzel bir söz okudum.
Bir hamam böceği öldürürsen kahramansın, bir kelebeği öldürürsen şeytansın. Ahlakın estetik standartları vardır.
(Friedrich Nietzsche)
Son günlerde ise,
Bakıyorum ki,
Hamam Böceği Severler Derneği kurmaya çalışıyorlar.
Hamam Böceği diyen bakın bir de!
Hani söz de diyor ya,
Ahlakın estetik standartları vardır.
Bunun ahlakını,
Hangi estetik yargılarla değerlendireceğiz.
Mesela,
Bir B.k böceğinin yuvarladığı pislik,
Ona göre mimari bir şahaser.
Ama işte,
Eline alsan yine b.k kokuyor.
Meteliksiz dolandırıcının hikayesi de aynen buna benziyor.
Bütün pisliği almış eline,
Yuvarlamış,
Tükürmüş,
Kullanmış,
Kendini büyük bir mimar sanıyor!
B.k böceği açısından bakınca,
Tabi öyle görünüyor.
Ama onu bir de,
Arıya,
Kelebeğe sorsanız.
Ama bizim b.k böceği,
Kendisini kelebek sanıyor.
Dolandırıcılıkta,
Kökten geldiği için,
Kelebeklikte,
Tırtıllıktan geliyor.
Ama biz biliyoruz.
Hikayesi hep şöyle gelişti, “Tırtıl, tırtılın sonu pırpır, kelebek!”.
Zonguldak’tan Adapazarına pırpır,
Adapazarı’ndan Zonguldak’a pırpır.
Maalesef bu kanatlının işi bu.