Dünkü yazımda Bahçelievler Mahallesi´nde başlayan spor salonu inşaatına dikkat çekmiştim.
Bu kadar sıkışıklık yaşanırken, otopark kavgaları adliyelere taşınırken buraya bin 500 kişilik spor salonu inşaatı yapmanın mahallenin tek açık spor alanını katletmenin ötesinde kente atılan ´kazık´ olduğunu vurgulamıştım.
Tıpkı daha önce kente atılan kazıklar gibi.
Kent Konseyi ve Şehir Plancıları Odası Başkanı Yesari Sezgin yazı üzerine bir yorum göndermiş.
Yesari Bey, yorumunda görüşlerini dile getirirken, isyanını kelimelere dökmüş.
Bu ciddi hatadan dönmek için tek yetkilinin Vali Erdal Ata olduğunu belirterek; ´Bu yanlışı Vali Bey değerlendirebilir´ demiş.
Bu kentte içinden çıkamadığımız her konuda topu Valilere atma gibi bir alışkanlığımız olduğunu da belirtmeliyim.
Keşke daha erken davranabilse bu kentli.
İşte Yesari Bey´in tepkisi, eleştirileri ve önerileri.
"Sayın Atilla Öksüz
Köşenizde yer alan Bahçelievler Mahallesi´ndeki spor salonu yapımı ile eleştirilere ve yorumlara katılmamak mümkün değil. Hele de Şehir Plancıları olarak bu kararın içimize sinmesi de mümkün değil. Elbette kapalı spor salonu yapılmasına ihtiyacımız var. Ama doğru yer burası değil. Bunu söylemek için aslında şehir plancısı olmaya da gerek yok.
Şehir olarak bugüne kadar yer seçimi konusunda yapılan binalar ortaya çıktıktan sonra ´bu bina yanlış yere yapıldı´ diye hep pişman olmadık mı ?
Valilik Binası için bu böyle olmadı mı ? Belediye Binası için bu böyle olmadı mı ?
Adliye binamız için aynı şey yaşanmadı mı ? Önce yapıyoruz sonra ´Bu yer seçimi yanlış oldu. Bu buraya yapılmamalıydı´ diye hep birlikte sitem ediyoruz.
Bakın ´Adliye binası yanlış yere yapıldı´ diye senelerdir bu şehirde konuşulur ve herkes bu konuda hemfikirdir.
Sonra bir bakıyoruz Adliye binasının yanında yeni ek bina yapılması kararı alınıyor. Yaşanan olumsuzlukları ikiye katlayacak bir yanlış karar.
Ne kadar garip ki ´Adliye binasını yanlış yere yaptık´ diye ortak kararı olan şehirde hemen yanına yapılacak ikinci bir adliye binasına ´hayır burası yanlış, olmaz´ diyen bir yetkili yok.
Buna tepki koyan, itiraz eden kimse de yok.
Oda olarak gerekçelerini ortaya koyarak belediye meclisine yaptığımız itiraz usulen incelenip reddedildi. Böyle bir mantığı anlamak çok zor. Hani Adliye binasını yanlış yere yapmıştık. Aynı süreci söz konusu spor salonunda da yaşayacağız .
Yapılacak bitecek sonra da sorunları ortaya çıkınca yanlış yaptık bu salon buraya yapılmamalıydı diyeceğiz.
O alan özellikle o mahallede yaşayan çocukların gençlerin senelerden beri futbol sahası olarak kullandığı faydalandığı bir alan.
Mahallenin nefes aldığı bir alan, Mahalle kavramına katkı sağlayan bir alan. Herkes de bu halinden memnun.
Bizim amacımız zaten insanların memnun olacağı mekanları yaratmak değil mi.
Kapalı salon olduğunda bu özelliklerini yitirecek. Zaten ulaşım ağı açısından yeterince sorunu olan mahalleye yapacağı olumsuz etkiyi düşünmek bile kötü. Ayrıca 200 değil, 500 araçlık otopark yapılsa ne olur ?
O araçlar oraya ışınlanarak mı girecek.
Aynı yolları kullanıp gelmeyecekler mi ? Ayrılırken aynı caddeye çıkmayacaklar mı ?
Sonuç olarak yanlış bir uygulama.
Biz proje ortaya atıldığında dönemin Valisi ile sakıncalarını paylaşmıştık.
Ancak bugün gelinen aşamadan sonra yanlıştan dönülür mü, yada nasıl dönülür bu konu ancak Vali Bey tarafından değerlendirilebilir.
Ben aracılığınızla başka bir konuya da dikkat çekmek istiyorum.
Zonguldak-Kozlu arasındaki yolumuzun deniz tarafı inşaatı devam eden yurt binaları örneğindeki gibi kamu tesisleri ile yapı anlamında yoğunlaşmakta.
Burada da artık yapılaşmaya dur denmesinin zamanı gelmiş bulunuyor.
Zonguldak-Kozlu arasındaki yolumuzun deniz tarafına rekreasyon amaçlı tesisler dışında yeni bir bina yapımına izin verilmemesi gerekiyor. Halkımızın kullanımında kalmalı.
Kozluya giderken denizi göremeyecek hale gelmemek için bugünden itibaren bunun önlemini almamız gerekiyor.
Önümüzdeki günlerde bu konuyu da kent konseyimizin ilgili komisyonlarının gündemine getirmeyi ve çıkacak sonuçları Zonguldaklılarla paylaşmayı düşünüyorum.
Gündeme tekrar taşıdığınız için teşekkürler"


Genç işadamlarına tavsiye


Yeni açılışı yapılan bir işyerine alınacak elamanlar için önceden gelenler test ediliyor.
Onlardan birinin hikayesi çok ilginç.
Çocuğunun tedavisi için malını mülkünü satmış biri o. Adaylar arasında özellikle telefon edilip davet edilenlerden biri.
Beş kuruşa ihtiyacı var.
İşyeri açılıncaya kadar düzenleme, temizlik ve diğer işlerin yapılması için çalıştırılan adaylar arasından bazılarına yol veriliyor.
Yol verilenlerden biri de bu kişi.
Buraya kadar her şey çok normal.
Bunlardan biri de özellikle davet edilen kişi.
Adam çalışmaz, çalışmak istemez.
Bunu kimse yargılayamaz.
Ancak umutlarını yitiren adamın iki günlük emeğinin karşılığını vermek gerekir.
En kötü ihtimalle 20´şer liradan 40 lira verip teşekkür etmek gerekir.
Yoksa onu da anlarız. ´Sonra gel´ demek de yeterli olabilir. Ama nafile.
Genç işadamı adaylarımızın yapması gereken ilk işin emeğe saygı göstermek olduğunu öğrenmesi gerekiyor.