Dernek Başkanı’nın baba acısı: Kazım Uysal hayatını kaybetti
Dernek Başkanı’nın baba acısı: Kazım Uysal hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Memursen il binasında yapılan bayramlaşma programına; Memur Sen'e bağlı Sağlık Sen eski Genel Başkanı Semih Durmuş ve Zonguldak şube başkanları ile üyeler katıldı.

Kamuran Aşkar, şube başkanlarının ve üyelerin bayramını kutlayarak konuşmayı yaptı:
"Özellikle Siyonizmin ve kapitalizmin bir ahtapot gibi bütün dünyayı sardığı, Türkiye’nin dört bir tarafının ateş çemberine döndüğü bir dönemde Ramazan Bayramı’na ermiş bulunuyoruz. Öncelikle hepinizin Ramazan Bayramı mübarek olsun. Allah sağlık ve sıhhat içerisinde, çoluk çocuğunuzla birlikte daha nice bayramlara ulaşmayı nasip etsin.
Bildiğiniz gibi değerli arkadaşlar, dünya ve ülkemiz oldukça zor bir süreçten geçiyor. Hatta buna ilimizi de dahil edebiliriz. Yani ilimiz, ülkemiz ve dünya açısından baktığınızda çok sarsıntılı bir dönemde olduğumuzu rahatlıkla görüyoruz.
İlimiz açısından baktığınızda, TTK ile başlayan süreç, özellikle ocaklarda üretimin durması, göç olayını daha da hızlandıracak ve önümüzdeki süreç içerisinde Zonguldak ekonomisinde ciddi sıkıntılar oluşturacaktır. Bu artık kaçınılmaz bir gerçek gibi gözüküyor. Öte yandan Türkiye’de emekli sayısının çalışan sayısını geçtiği illerden biri olduğumuzu da görüyoruz. Rakamlar bazında baktığınızda ise ilk sırada yer alan bir ilden bahsediyoruz. Dolayısıyla gelecek günler, şehrimiz adına daha sıkıntılı bir sürece işaret etmektedir.
Bu süreçte, şehrin siyasetçisinden sivil toplumuna, bürokrasisine kadar herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirme noktasında daha fazla gayret göstermesi gerektiğini düşünüyoruz. Evet, TTK hepimizin TTK’sı; Zonguldak’ı Zonguldak yapan kurumdur. Dolayısıyla TTK’da yaşanan sürece ilişkin telafi edici önlemlerin alınarak yeniden bir yol haritası çizilmesi elzemdir. Bunu burada bir kez daha vurguluyoruz. Ülkemiz açısından baktığımızda ise Türkiye’nin gerçekten dört bir tarafının adeta bir ateş çemberine döndüğünü görüyoruz. Bu ateş çemberi içerisinde dengeli bir politika izleyerek, ülkemizi savaş sürecine dahil etmeden; mazlumların haklarını koruyan ve dünyadaki zalimlere karşı da sesini yükselten bir yaklaşımın önemli olduğuna inanıyoruz.
Bir süredir devam eden Gazze’deki savaş, şimdi yanı başımızda İran’daki gelişmelerle daha da vahim bir noktaya ulaşmıştır. Bu süreçte Türkiye’nin işinin zor olduğunu biliyoruz. Ancak Türkiye’nin tarihi misyonu ve sorumluluğu gereği, mazlumların ve mağdurların sesi olma zorunluluğu bulunmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu sorumluluğu dillendirdiğini görüyoruz; ancak bunu yeterli bulmadığımızı da ifade etmek istiyoruz.
Özellikle İslam ülkelerinin dışişleri bakanlarının toplantısı sonrasında İran’ı kınayan bir açıklama yapılırken, sorunun asıl müsebbibi olan İsrail ve Amerika’nın kınanmaması; çözüm noktasında sanki yalnızca İran’ın geri adım atmasının yeterli olacağı yönünde bir algı oluşturulması doğru değildir. Orta Doğu’daki sorunların temelinde İsrail’in bulunduğunu ve en büyük destekçisinin de Amerika olduğunu, emperyalizmin ve Siyonizmin bu süreci beslediğini defalarca ifade ettik.
Sorunun çözümü noktasında, Orta Doğu’daki milletlerin kendi kaderlerini kendilerinin belirlemesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
Evet, dünya gerçekten sancılı bir sürece doğru ilerliyor. Ancak biz şunu söylüyoruz: İnsanların da devletlerin de bir duruşu olmalıdır. Bizim gibi imparatorluk geleneğinden gelen devletlerin, her zaman olduğu gibi, güçlünün değil haklının yanında yer alması gerekir.
Adil olan; güçlünün değil, hakkın, mazlumun ve mağdurun yanında olmaktır. Bu doğrultuda, varlığımızı sürdürmenin yolunun da güçlünün arkasında yer almak değil, hak mücadelesini kararlılıkla sürdürmek olduğuna inanıyoruz."

Muhabir: Öznur Güneş