Bu meslekte iki taraf da ağır. Bir iş güvenliği uzmanı işyerinin her bölümüne girebiliyor, gerekirse işin durdurulmasını talep edebiliyor, işvereni aşıp Bakanlığa bildirim yapabiliyor. Aynı kişi, ihmali tespit edilirse belgesini altı ay kaybediyor ve ceza yargılamasının tarafı olabiliyor.
Yetki ve sorumluluk burada birbirine kilitli. Birini alıp diğerini bırakmak mümkün değil.
Yetkiler Nereden Geliyor?
Çerçeveyi 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 8. maddesi çiziyor. Detaylar ise ilgili yönetmeliğin 10. maddesinde sayılmış.
Maddenin ilk cümlesi mesleğin dayanağı sayılabilir: uzmanın hak ve yetkileri, görevlerini yerine getirmesi nedeniyle kısıtlanamaz. Uzman görevini mesleğin gerektirdiği etik ilkeler ve mesleki bağımsızlık içinde yürütür.
Cümle basit görünüyor. Pratikte ağır bir anlam taşıyor. Uzman işverenden ücret alıyor, buna rağmen işverene rağmen karar verebilmesi gerekiyor. Mevzuat bu gerilimi görmüş ve bağımsızlığı yazılı güvenceye almış.
Yetki 1: İşyerinin Her Bölümünde İnceleme
Görevi gereği iş güvenliği uzmanı işyerinin bütün bölümlerinde inceleme ve araştırma yapabiliyor. Kapalı bölüm, "burası bizim özel alanımız" denilen depo, kilitli kazan dairesi. Hiçbiri kapsam dışında değil.
Bu yetki üç unsuru kapsıyor:
Fiziksel erişim. Üretim hattı, depo, laboratuvar, şantiye, elektrik odası. Uzmanın giremediği bir alan varsa risk değerlendirmesi eksik kalıyor.
Bilgi ve belgeye ulaşma. Makine kullanma kılavuzları, kimyasal güvenlik bilgi formları, bakım kayıtları, periyodik kontrol raporları, taşeron sözleşmeleri.
Çalışanla görüşme. İşveren aracılığı olmadan, doğrudan. Sahadaki gerçek genelde kayıtlarda değil, işi yapan kişinin anlattığında çıkıyor.
İşverenin bu erişimi engellemesi ayrı bir ihlal. Kanun işverene araç, gereç, mekân ve zaman sağlama yükümlülüğü getiriyor.
Yetki 2: Yazılı Bildirim
Alınması gereken tedbirleri iş güvenliği uzmanı işverene yazılı olarak bildiriyor. Sözlü uyarı mevzuat açısından yok hükmünde.
Bildirimin ana kanalı onaylı defter. Uzman tespitlerini, tavsiyelerini ve işyeri hekimiyle yaptığı ortak çalışmaları buraya yazıyor; defter işveren, uzman ve hekim tarafından imzalanıyor.
Onaylı defterin ağırlığı şurada: hukuki uyuşmazlıkta delil sayılıyor. Kaza sonrası mahkemenin baktığı ilk yerlerden biri. "Uyarmıştım" savunması ancak deftere yazılmışsa geçerli oluyor.
Bir de şu var: bildirimden sonra topu işveren devralıyor. Kanun net — eksiklik ve aksaklıkların düzeltilmesinden, tedbir ve tavsiyelerin yerine getirilmesinden işveren sorumlu.
Yetki 3: İşin Durdurulmasını Talep Etme
Burada yaygın bir yanlış anlama var.
Bir iş güvenliği uzmanı işi kendi kararıyla durduramaz. İşin durdurulması yetkisi Bakanlık iş müfettişlerinde ve 6331 sayılı Kanun'un 25. maddesinde düzenlenmiş.
Uzmanın yetkisi şu: tespit ettiği hayati tehlike ciddi ve önlenemez nitelikteyse, üstelik acil müdahale gerektiriyorsa, işin durdurulması için işverene başvurabiliyor. Talep ediyor, karar vermiyor.
Ancak zincirin sonu burada bitmiyor.
Yetki 4: Bakanlığa Bildirim — Ve Aynı Zamanda Yükümlülük
Mesleğin en can alıcı maddesi bu.
İşverene yazılı bildirilen eksikliklerden bazıları özel kategoride: acil durdurma gerektirenler ile yangın, patlama, göçme, kimyasal sızıntı gibi acil ve hayati tehlike arz edenler. Meslek hastalığına yol açabilecek ortamlar da bu kapsamda.
İşveren bu tür bir bildirime rağmen gerekli tedbiri almazsa, uzman durumu üç yere bildiriyor:
Bakanlığın yetkili birimine
Varsa yetkili sendika temsilcisine
Sendika yoksa çalışan temsilcisine
Dikkat: bu bir tercih değil. Bildirim yapmadığı tespit edilen uzmanın belgesi üç ay, tekrarında altı ay süreyle askıya alınıyor. Yani susmanın da bir bedeli var.
Buna karşılık mevzuat uzmanı koruyor. Bu bildirim nedeniyle işveren, uzmanın iş sözleşmesine son veremiyor ve uzman hiçbir şekilde hak kaybına uğratılamıyor. İşveren yine de feshederse, hakkında bir yıllık sözleşme ücreti tutarından az olmamak üzere tazminata hükmediliyor.
Madalyonun diğer yüzü de düzenlenmiş: kötü niyetle gerçek dışı bildirimde bulunduğu mahkeme kararıyla tespit edilen kişinin belgesi altı ay askıya alınıyor.
Bence bu madde, mesleğin karakterini en iyi anlatan yer. Uzman ne tam denetçi ne tam danışman — ama hayati tehlike söz konusu olduğunda sessiz kalma hakkı yok.
Yetki 5: Eğitim Hakkı
Tam süreli iş sözleşmesiyle görevlendirilen bir iş güvenliği uzmanı, çalıştığı işyeriyle ilgili mesleki gelişim eğitimlerine, seminerlere ve panellere katılma hakkına sahip.
Bu organizasyonlarda geçen sürelerden yılda toplam beş iş günü çalışma süresinden sayılıyor ve bu süreler nedeniyle ücretten kesinti yapılamıyor.
Küçük görünen ama işleyen bir hak. Mevzuat sık değiştiği için sahada güncel kalmak zorunlu.
Sorumluluk 1: İşverene Karşı
Kanunun 8. maddesinin üçüncü fıkrası doğrudan: hizmet sunan kuruluşlar ile uzmanlar, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesindeki ihmallerinden dolayı hizmet sundukları işverene karşı sorumlu.
Buradaki anahtar kelime "ihmal". Uzman işverenin uygulamadığı önlemden sorumlu değil, kendi yapması gerekeni yapmamaktan sorumlu.
Basit bir örnek. Bir makinenin koruyucusu eksik. Uzman bunu tespit edip deftere yazmışsa ve işveren takmamışsa sorumluluk işverende. Uzman fark etmemiş, gözetim yapmamış veya yazmamışsa sorumluluk uzmana geçiyor.
Sorumluluk 2: Belgenin Askıya Alınması
Ağır sonuç doğuran kazalarda ayrı bir yaptırım devreye giriyor.
Çalışanın ölümüyle veya maluliyetle sonuçlanacak şekilde vücut bütünlüğünün bozulmasına yol açan iş kazası ya da meslek hastalığında ihmali tespit edilen uzmanın yetki belgesi askıya alınıyor. Yönetmelik süreyi altı ay olarak belirlemiş ve ihmalin yargı kararıyla kesinleşmesini şart koşuyor.
Sonuç sadece belgeyle sınırlı kalmıyor. Belgesi askıya alınan uzmanın İSG-KATİP üzerindeki tüm sözleşmeleri, askı sürecinin başlangıcından itibaren kendiliğinden iptal ediliyor. Yani kişi tek bir işyerini değil, tüm portföyünü kaybediyor.
Mesleğin en sert yaptırımı bu. Altı ay boyunca hiçbir işyerinde görev alamamak, serbest çalışan bir uzman için gelirin tamamen kesilmesi anlamına geliyor.
Sorumluluk 3: Ceza Yargılaması
İdari yaptırımların yanında ceza hukuku da devrede.
Ölümlü bir iş kazasında savcılık soruşturma başlatıyor ve kusur dağılımı için bilirkişi görevlendiriliyor. Bilirkişi raporu işveren, uzman, hekim, ustabaşı ve kimi zaman kazazedenin kendisi arasında kusur oranı belirliyor.
Kusurlu bulunması hâlinde iş güvenliği uzmanı hakkında Türk Ceza Kanunu'nun taksirle öldürme (m. 85) veya taksirle yaralama (m. 89) hükümleri uygulanabiliyor.
Yargı kararlarında öne çıkan tablo şöyle: uzmanın tespit ve uyarılarının kayıtlı olduğu, eğitimlerin verildiği ve takip edildiği dosyalarda kusur oranı düşük çıkıyor ya da hiç atfedilmiyor. Onaylı defterin boş olduğu, risk değerlendirmesinin işyeriyle uyumsuz olduğu dosyalarda tablo tersine dönüyor.
Buradan çıkan pratik sonuç net: kayıt tutmak bürokratik bir yük değil, uzmanın hukuki koruma kalkanı.
Sorumluluk 4: Sır Saklama ve İşin Akışı
Yönetmeliğin 11. maddesi iki yükümlülük daha getiriyor.
Meslek sırrı. Uzman, işverenin ve işyerinin meslek sırlarını, ekonomik ve ticari durumlarıyla ilgili bilgileri gizli tutmakla yükümlü. Üretim yöntemi, müşteri bilgisi, maliyet verisi — hepsi bu kapsamda.
İşin normal akışı. Uzman görevlerini yaparken işin akışını mümkün olduğunca aksatmamak ve verimli bir çalışma ortamına katkıda bulunmakla yükümlü.
İkincisi bazen yanlış okunuyor. "Üretimi durdurma" anlamına gelmiyor bu — hayati tehlike varsa üretim zaten ikinci planda kalıyor. Kastedilen şey, önlemi üretimle uyumlu biçimde kurgulamak.
Kusur Dağılımı Pratikte Nasıl Yapılıyor?
Ölümlü bir kazada bilirkişi raporu genelde kusuru yüzde olarak dağıtıyor. Tarafları anlamak faydalı.
İşveren. Genelde en büyük payı alıyor. Kanun önlem alma yükümlülüğünü ona vermiş. Ekipman eksikliği, eğitim verilmemesi, uyarıların uygulanmaması bu tarafa yazılıyor.
İş güvenliği uzmanı. Payı, ihmalin varlığına bağlı. Tespit yapılmamışsa, gözetim aksatılmışsa veya kayıt tutulmamışsa oran yükseliyor.
İşyeri hekimi. Sağlık gözetiminin eksikliğinden kaynaklanan olaylarda devreye giriyor.
Ustabaşı, formen, saha amiri. Talimatın uygulanmasını denetlemekle görevli oldukları için kusur alabiliyorlar.
Kazazede çalışan. Eğitim almış, donanım zimmetlenmiş ve buna rağmen kural ihlali yapmışsa kusur payı doğuyor.
Buradaki dağılım her dosyada değişiyor. Ama tekrar eden bir örüntü var: kayıtları düzenli olan uzmanların payı belirgin biçimde düşük çıkıyor. Bu yüzden onaylı defteri "bürokrasi" olarak görmek, mesleğin en pahalı hatası.
Uzman Sözleşmeyi Feshedebilir mi?
Evet, ve bazı durumlarda etmesi de gerekiyor.
İşveren sürekli olarak hayati tehlike arz eden eksiklikleri gidermiyorsa, uzmanın önünde iki adım var. Önce Bakanlığa bildirim yapmak — bu zaten zorunlu. Ardından sözleşmeyi sonlandırmayı değerlendirmek.
Neden? Çünkü sözleşme devam ettiği sürece uzman o işyerinin İSG sorumlusu olarak görünüyor. Kaza gerçekleştiğinde ihmal tartışması onun kapısına da geliyor.
Fesih kararı öncesinde şu üçlü tamamlanmış olmalı: tespitler deftere yazılmış, işverene yazılı bildirim yapılmış, hayati tehlike varsa Bakanlığa bildirim gerçekleşmiş. Bu üçü yoksa fesih uzmanı korumaz.
Açıkçası bu karar kolay değil. Gelir kaybı anlamına geliyor ve piyasada "zor uzman" etiketi yaratabiliyor. Ama mevzuat mesleki bağımsızlığı boşuna yazmamış.
Uzman Ne Zaman Sorumlu Değildir?
Dört durumu ayırmak gerekiyor:
Tespit edip yazmışsa ve işveren uygulamamışsa. Sorumluluk işverende.
Hayati tehlikeyi Bakanlığa bildirmişse. Yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılıyor.
Görev süresi dışında oluşan olaylarda. Uzman ayda 20 saat hizmet veriyorsa, orada olmadığı 700 küsur saatin her anından sorumlu tutulamaz.
Çalışanın kural ihlalinden kaynaklanan olaylarda. Eğitim verilmiş, KKD zimmetlenmiş, uyarı yapılmışsa kusur çalışan tarafına kayabiliyor.
Dördünde de ortak nokta aynı: kanıt. Kayıt yoksa savunma da yok.
Mesleğin Altın Kuralı
Yetki tarafı geniş. Bir iş güvenliği uzmanı işyerinin her bölümüne girebiliyor, belge isteyebiliyor, çalışanla doğrudan konuşabiliyor, işin durdurulmasını talep edebiliyor ve Bakanlığa bildirim yapabiliyor. Üstelik bu bildirim yüzünden işten çıkarılmaya karşı korunuyor.
Sorumluluk tarafı da o kadar ağır. İhmal tespit edilirse işverene karşı sorumluluk doğuyor, belge altı ay askıya alınıyor, bütün sözleşmeler iptal oluyor ve ölümlü kazalarda dosya ceza mahkemesine gidiyor.
İki tarafı dengeleyen tek şey var: kayıt. Deftere geçmeyen bir uyarı, hiç yapılmamış bir uyarı sayılıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Uzman işi durdurabilir mi?
Doğrudan durduramıyor. İşin durdurulması yetkisi Bakanlık iş müfettişlerinde. Uzmanın yetkisi, ciddi ve önlenemez bir hayati tehlike gördüğünde işin durdurulmasını işverenden talep etmek.
Bakanlığa bildirim yapan uzman işten çıkarılabilir mi?
Hayır. Kanun bu bildirim nedeniyle iş sözleşmesinin feshini yasaklıyor. İşveren yine de fesih yaparsa, bir yıllık sözleşme ücreti tutarından az olmamak üzere tazminata hükmediliyor.
Ağır kazada uzmanın belgesine ne oluyor?
Ölüm veya maluliyetle sonuçlanan olayda ihmali yargı kararıyla kesinleşen uzmanın belgesi altı ay süreyle askıya alınıyor. Bu süreçte İSG-KATİP üzerindeki tüm sözleşmeleri de iptal ediliyor.
Uzman işvereni denetler mi?
Hayır. Denetim yetkisi Bakanlık müfettişlerinde. Uzmanın rolü tespit etmek, yazılı bildirmek ve takip etmek. Hayati tehlike durumunda ise Bakanlığa bildirim yükümlülüğü doğuyor.
https://umutelbir.com/is-guvenligi-uzmani-kimdir/ hakkında bilgi almak için hemen tıklayın.
Bu Bir İlandır




