Zonguldak’ta sadece 2 yıl kaldı ama 150 yılı etkiledi. Zonguldak’ta adı bir mahallede yaşatılıyor. Peki Dilaver Paşa Zonguldaklılara iyilik mi etti yoksa kötülük mü?
Dilaver Paşa aslen Çerkes kökenliydi. Küçük yaşında Kafkaslardan Tunus Valisi Ahmet Paşa’nın himayesine verildi. Türkçeyi de burada öğrendi. Sonra İtalya’ya gönderilip bahriye tahsili aldı ve Tunus’a dönüp denizcilik mesleğine başladı.
1854 Osmanlı-Rus Harbi’nde Tunus donanmasıyla İstanbul’a geliyor. Kaptan-ı Derya Damat Mehmet Ali Paşa kendisine Osmanlı Donanması’nın emrine girmesini teklif edince donanmaya katılır ve mirlivalığa (tuğamiral) yükseltilir.
Karadağ muharebelerine katılıp savaşır. 1863 yılında Sultan Abdülaziz’in Mısır seyahati sırasında Saik-i Şaidi vapuru süvariliğini üstlenmiştir.
27 Mayıs 1866 (Muharrem 1283) tarihinde Kaymakam Faik Bey’in yerine Ereğli Kaymakamı olarak atanıyor. Aynı zamanda kendisine yeni kurulan “Havza Maden Müdürlüğü” görevi veriliyor.
2 Ocak 1867’de Bahriye Nezareti’nden tuğgenerallikten emekli olan Dilaver Paşa, Ereğli Kömür Havzası’nın hem kaymakamı hem de maden nazırı olarak geniş yetkilerle yönetimin başına getirilmiştir.
1865 tarihinde bölgenin ilk kanunnamesi olacak “Ereğli Maden-i Hümayun İdaresinin Nizamnamesi”ni (Dilaver Paşa Nizamnamesi) hazırlamıştır.
Dilaver Paşa Nizamnamesi adı verilen bu kanun 100 maddeden oluşuyordu. Zonguldak’ı 4 bölgeye ayırdı: Armutçuk, Kozlu, Üzülmez, Çatalağzı. En belirgin maddesi 21. maddeydi. Zonguldak’ta 14 yerleşim yerinde 13-50 yaş arası sağlıklı erkeklerin zorunlu olarak madenlerde çalışma şartı getiriyordu. Bazı maddelerde ise işçilerin barınak edinmesi ve her ocakta bir doktor bulunmasının zorunlu olduğu kuralını koydu. İşçilerin yılın 6 ayında günde 10 saat çalışması şartının yanında tatil günlerini de düzenliyordu. Buna göre Müslüman işçilere dini bayramlarda tatil öngörülürken, gayrimüslimlere yortu bayramlarında da tatil hakkı veriyordu. (Osmanlı uygulamada Türkiye Cumhuriyeti’nden daha laik bir devletti diyorum da inanmıyorsunuz.)
Aslında kabataslak bakıldığında bunlar olumlu maddelerdi fakat işin iç yüzünde Zonguldak köylerinde yaşayanlar, rençberlik yapmayı madenlerde çalışmaya yeğliyordu. Hiç istemedikleri ocaklara girmeyi istemiyorlardı. Çiftçilikten kazandıkları para, madenlerde verilen paradan çok daha fazlaydı.
Dilaver Paşa maden nizamnamesini hazırlamıştı fakat bunu padişah hiçbir zaman imzalamamıştır. Böylelikle bu nizamname kanun olarak değil, sadece tüzük olarak kalmıştır. Üstelik 1869 yılında çıkarılan yeni maden kanununda zorunlu çalışma kaldırılmıştı. Zaten daha önce 1862 yılında zorla çalışma şartları yasaklanmıştı. Yani hazırlanan nizamname yasalara uygun olmamakla birlikte bölgede 1921’e kadar uygulanmıştır.
I. Dünya Savaşı sırasında daha sert bir şekilde uygulanmış, hatta 1940 yılında bu kanunsuz nizamname II. Mükellefiyet Yasası adı altında bazı maddeleri örnek alınmıştır.
Dilaver Paşa 1868 yılında Zonguldak’tan alındı. Tuna Nehri İdaresi Başkanlığı’na getirildi. Bu görevi bir yıl sürdü. 1872 yılında Rodos Kaymakamı oldu. Dilaver Paşa, tekrar tuğgeneral rütbesinin iade edilmesiyle Tuna Nehri İdaresi Başkanlığı’na ikinci kez getirilmiştir.
Dilaver Paşa, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’na Tuna filosu komutanı olarak katıldı. Kafkas göçmen köylerinden çok sayıda asker ve gönüllü toplandı. Dilaver Paşa, Tuna elden çıkınca ata binerek “Çerkes Gönüllü Süvarileri”ne komuta etmiştir.
Savaştaki üstün gayretleri sebebiyle Müşir Süleyman Paşa’nın tavsiyesi ile rütbesi ferikliğe terfi etti. (Feriklik, tümgeneral ile korgeneral arasında bir rütbedir.)
Dilaver Paşa’nın doğrudan Zonguldaklılara kötülük yaptığı söylenemez olsa bile, onun koyduğu kurallar daha sonraki yıllarda Zonguldaklıların sürekli ezilmesine neden oldu. Zira özellikle Doğu Karadeniz’den Zonguldak’a çalışmaya gelenler yer üstünde çalıştırılırken, maden ocaklarına Zonguldaklılar inmiştir. Dışarıdan gelenler yer üstünde amir sıfatı alırken, Zonguldaklı kazmacı, domuzdamcı olarak kalmıştır.
Özellikle bu nizamname Fransızlar tarafından kasıtlı olarak Zonguldak köylerinden gelen işçiler üzerinde baskı kurmak için kullanıldı. Madenlerde çalışmak istemeyen, köyünde rahat eden Zonguldaklıyı, Doğu Karadeniz’den gelenlere ezdirerek baskı kurdurmuştur.
Bugün Doğu Karadenizlilerin Zonguldak Merkez’de üstünlük kurmasının altında, padişahın bile altına imza atmadığı bu nizamname kuralları vardır. Bunu da Zonguldak Merkez’de neden hep Doğu Karadenizlilerin siyaset yaptığı ve makam elde ettiğini merak edenler için yazayım.
Yani; Dilaver Mahallesi ismini Zonguldaklılar vermedi. Zaten yer altına inen Zonguldaklı işçilerin çoğu Dilaver Mahallesi’nde de oturmadı.
Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih



