<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Zonguldak Pusula Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.pusulagazetesi.com.tr</link>
    <description>Zonguldak haberini ilk okuyan siz olun. Bölgedeki haberleri Zonguldak Pusula'dan takip edin.
Son dakika haberleri, yerel ve ülke gündemi en güncel gelişmeler için bildirimlere izin verin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.pusulagazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 25 Jul 2026 21:00:12 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.pusulagazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İki yıl boyunca tanı konulamayan ağrılarının sebebi kemik iliği kanseri çıktı]]></title>
      <link>https://www.pusulagazetesi.com.tr/iki-yil-boyunca-tani-konulamayan-agrilarinin-sebebi-kemik-iligi-kanseri-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.pusulagazetesi.com.tr/iki-yil-boyunca-tani-konulamayan-agrilarinin-sebebi-kemik-iligi-kanseri-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kastamonu'da iki yıldır kemik ağrıları ve kansızlık şikayetleri yaşayan hastanın, teşhisi konulamayan ağrılarının sebebinin, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan tetkiklerde kemik iliği kanseri olduğu tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kastamonu'da yaşayan 55 yaşındaki Bilal Dere'nin yaklaşık iki yıldır devam eden kemik ağrısı ve kansızlık şikayetleri sebebiyle hayatı adeta kabusa döndü. Geceleri ağrıları sebebiyle uyuyamayan Dere'ye gittiği hastanelerde teşhis konulamadı. Yaklaşık 2 yıl boyunca hastane hastane gezen Dere, ağrıları için gittiği Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servis Polikliniği'ndeki doktorun yönlendirmesiyle Hematoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Aslıhan Sezgin tarafından muayene edildi. Hastanın belirtilerinden şüphelenen Sezgin tarafından yapılan tetkikler neticesinde Dere'ye multipl miyelom (kemik iliği kanseri) tanısı konuldu. İlerlemesi durumunda kemik kırılmaları, böbrek yetmezliği gibi hayati sağlık sorunlarına sebep olan kanseri için tedavisine başlanan Dere, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki doktorların dikkati sayesinde 2 yıl sonra hastalığına tanı konulabildiğini ifade etti.</p>

<p>'En çok kansızlık, böbrek yetmezliği ve kemik ağrıları şikayetlerini görürüz'<br />
Kemik iliği kanseriyle ilgili bilgi veren Uzm. Dr. Aslıhan Sezgin, 'Kan hastalıkları arasında en çok gördüğümüz kanserlerden bir tanesi multipl miyelomdur. Özellikle, 50'li, 60'lı yaşlardan sonra gördüğümüz, ancak son yıllarda daha genç hastalara da teşhisini koyduğumuz bir hastalık. Ama 30 yaş altı hastalarda genellikle görmüyoruz. Bu bir kemik iliği kanseridir, kemik iliğinde antikorları yapan plazma hücrelerinin artmasından ve kontrolsüz olarak artmasından kaynaklanır. Bu hastalık genellikle lösemilerde beklediğimiz gibi hızlı şikayetler oluşturmak yerine daha ağır gelen kemik ağrıları, tanısı konulamayan böbrek yetmezlikleri ve kansızlıkla ortaya çıkar. En sık gördüğümüz tanıları; kemik ağrıları, bel ağrısı, göğüs ve sırttaki ağrılar ya da travma olmadan olan, kendiliğinden gelişen kırıklardır. Hastaların genelde başvuruları bu şikayetlerden dolayı olur. En çok kansızlık, böbrek yetmezliği ve kemik ağrıları şikayetlerini görürüz' dedi.</p>

<p>'Ne kadar hızlı tanısını koyabilirsek etkilerini önleme şansımız oluyor'<br />
Bilal Dere'nin hastalığını ön tanı tahlilleriyle tespit ettiklerini belirten Sezgin, tedavi sürecinde olumlu sonuçlar almaya başladıklarını dile getirerek, 'Hastamızın da yaklaşık 1,5 yıldır devam eden bir kansızlık şikayeti vardı. Bu kansızlık herhangi bir vitamin ya da demir eksikliğine bağlı değildi. Biz bu şikayet üzerine miyelom ön tanısıyla tahliller yaptık. Ne kadar hızlı tanısını koyabilirsek, kemik kırılmaları, böbrek yetmezliğinin kalıcı olması ve diyalize ilerlemesini ve sürekli kan verilmesini önleme seçeneklerimiz oluyor. Hastamımız da da oldukça düşük hemoglobin düzeyinden dolayı kan takılmasına ihtiyacı vardı. Kemoterapinin birinci gününden sonra Kan sransfüzyonuna ihtiyacımız olmadı' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'1,5 yıl içerisinde yapılan tahlillerinde herhangi bir enfeksiyon, böbrek yetmezliği tespit edilmemiş'<br />
Hastanın daha önce yapılan tetkiklerinde hastalıkların sebebinin belirlenemediğini kaydeden Sezgin, 'Yaklaşık 1,5 yıl içerisinde hastada giderek derinleşen kansızlık gelişmiş. Kansızlık için geçmiş tahlillerini takip ettiğimizde, demir, B12, folikasit gibi parametrelere daha önce bakıldığını görüyoruz. Hastada 1,5 yıl içerisinde bakılan tahlillerinde herhangi bir enfeksiyon, böbrek yetmezliği tespit edilmemiş. Bir yerde kan kaybı da yok. Biz hastamıza ilk önce multipl miyelomla ilişkili olabilecek serum protein elektroforezi ve immünfiksasyon gibi tahlillerini gönderdik. Kansızlık haricindeki serum protein ve sedimantasyon yüksekliği gibi belirtiler vardı. Dolayısıyla bize başvurduğu gün hastamızın kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisini yaptık. Ertesi gün baktığımızda yüzde 70, 80 oranında plazma hücresinin aspirasyonunu görüp tedavisine başladık' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Gece bile uyumakta zorlanıyordum'<br />
Belirtilerinin kemik ağrıları ve aşırı halsizlik şikayetiyle başladığını dile getiren Bilal Dere ise, 'Gece bile uyumakta zorlanıyordum. Bu yüzden Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Acil Servisi'ne başvurdum. Oradaki doktorumun yönlendirmesiyle önce Dahiliye Polikliniği, ardından Aslıhan Hanım'a yönlendirildim. Yaklaşık 2 yıldır yaşadığım ağrıların sebebinin, doktorum Aslıhan Hanımın yaptığı teşhisle kemik iliği kanseri olduğunu öğrendim. Teşhis koyulduktan sonra kemoterapi sürecine geçtim. Takibim doktorum tarafından yapılmaktadır. İki yıldır devam eden hastalığımın sebebi kansızlık olarak söyleniyordu. Kan ilaçları kullandım, ağrı kesiciler kullandım. Sürekli bel, bacak ağrıları ve halsizlik şikayetiyle gittiğim doktorlarda gerekli tedaviler yapıldı ama teşhis Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde konuldu. Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Bu teşekkürlerimi CİMER aracılığıyla da Sağlık Bakanlığına da bildirdim' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.pusulagazetesi.com.tr/iki-yil-boyunca-tani-konulamayan-agrilarinin-sebebi-kemik-iligi-kanseri-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://pusulagazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/pusulagazetesi-com-tr/uploads/2026/06/agency/iha/iki-yil-boyunca-tani-konulamayan-agrilarinin-sebebi-kemik-iligi-kanseri-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="89004"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Toplum sağlığının kalbi kadın]]></title>
      <link>https://www.pusulagazetesi.com.tr/toplum-sagliginin-kalbi-kadin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.pusulagazetesi.com.tr/toplum-sagliginin-kalbi-kadin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü tarafından Girişimci Kadın Akademisi programı kapsamında düzenlenen 'Toplum Sağlığının Kalbi Kadın' başlıklı seminer gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Düzce İl Özel İdaresi Kadın Emeği Merkezi'nde Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nden Dr. Öğretim Üyesi Hacer Gülen Savaş'ın konuşmacı olarak yer aldığı programda, kadın sağlığının yaşamın her döneminde korunmasının önemi ele alınırken, erken tanı, düzenli sağlık taramaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalıkların önlenmesindeki kritik rolüne dikkat çekildi.<br />
Seminerde kadınların ergenlik döneminden menopoz sürecine kadar karşılaşabilecekleri sağlık sorunlarına değinen Savaş, kadın sağlığının yalnızca biyolojik özelliklerden değil, toplumsal yaşamın getirdiği sorumluluklar ve yaşam şartlarından da etkilendiğini ifade etti. Kadınların düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Savaş, koruyucu sağlık hizmetlerinin toplum sağlığının güçlenmesindeki önemini belirtti.<br />
Konuşmasında cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara da değinen öğretim üyesi, HPV aşısının hem kız hem de erkek çocukları için etkili bir koruyucu yöntem olduğunu söyledi.<br />
Meme kanserinde erken tanının hayat kurtardığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Hacer Gülen Savaş, kadınların her ay düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapması, yılda bir kez klinik meme muayenesinden geçmesi ve uygun yaş aralıklarında mamografi taramalarını ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti. Seminer kapsamında katılımcılara kendi kendine meme muayenesinin doğru uygulanışına ilişkin uygulamalı bilgiler de aktarıldı.<br />
Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği seminer, kadın sağlığının korunmasına yönelik farkındalığın artırılmasına katkı sağlayan bilgilendirmelerin ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.pusulagazetesi.com.tr/toplum-sagliginin-kalbi-kadin</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://pusulagazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/pusulagazetesi-com-tr/uploads/2026/06/agency/iha/kalbi-kadin-1.jpg" type="image/jpeg" length="42448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan kadınlara 'erken teşhis, sağlıklı beslenme ve egzersiz' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.pusulagazetesi.com.tr/uzmanlardan-kadinlara-erken-teshis-saglikli-beslenme-ve-egzersiz-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.pusulagazetesi.com.tr/uzmanlardan-kadinlara-erken-teshis-saglikli-beslenme-ve-egzersiz-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Körfez Belediyesi ve İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle, kadınların sağlık konusunda bilinçlenmesine katkı sunmak amacıyla 'Kadın Sağlığı' konulu eğitim semineri düzenlendi. Programda; uzman doktor, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde erken teşhis, ruh sağlığı, beslenme ve fiziksel aktivite konuları ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Söyleşide ilk olarak söz alan Uzman Dr. Özkan Vural, kadın sağlığında erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne dikkati çekerek, düzenli sağlık kontrollerinin aksatılmaması gerektiğini ve hastalıklardan korunma yöntemlerini anlattı.<br />
Diyetisyen Safanur Baz ise sağlıklı beslenmenin kadın vücudu üzerindeki etkilerine değindi. Dengeli ve düzenli beslenme alışkanlıklarının yaşam kalitesini doğrudan artırdığını belirten Baz, günlük hayatta uygulanması gereken beslenme rutinleri hakkında bilgi verdi.<br />
Psikolog Mehmet Kürşat Barut, kadınların günlük yaşamda karşılaştıkları stres faktörleri ve psikolojik dayanıklılık konularında katılımcıları bilgilendirdi. Menopoz dönemi gibi hassas süreçlerin de değerlendirildiği sunumda Barut, ruhsal iyilik halinin fiziksel sağlıkla ayrılmaz bir bütün olduğunu vurgulayarak, kadınların kendilerine zaman ayırmalarının ve ihtiyaç duyduklarında profesyonel destek almaktan çekinmemelerinin önemine işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Masa başı çalışanlara egzersiz önerileri<br />
Programın son bölümünde konuşan Fizyoterapist Şeyma Yelken, fiziksel aktivitenin sağlık üzerindeki olumlu etkilerini aktardı. Doğru duruş ile kas ve eklem sağlığının korunması gerektiğinin altını çizen Yelken, özellikle masa başında çalışan bireylerde sıkça rastlanan kas-iskelet sistemi sorunlarına karşı günlük hayatta kolayca uygulanabilecek basit egzersiz tavsiyelerinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.pusulagazetesi.com.tr/uzmanlardan-kadinlara-erken-teshis-saglikli-beslenme-ve-egzersiz-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://pusulagazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/pusulagazetesi-com-tr/uploads/2026/06/agency/iha/uzmanlardan-kadinlara-erken-teshis-saglikli-beslenme-ve-egzersiz-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="84561"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Orman İşletme Müdürlüğü personeline ilk yardım eğitimi]]></title>
      <link>https://www.pusulagazetesi.com.tr/orman-isletme-mudurlugu-personeline-ilk-yardim-egitimi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.pusulagazetesi.com.tr/orman-isletme-mudurlugu-personeline-ilk-yardim-egitimi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karabük'ün Eflani ilçesinde, Orman İşletme Müdürlüğü personeline yönelik ilk yardım eğitimi düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim, Eflani Devlet Hastanesi sağlık personelinin katkılarıyla, Eflani Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştirildi. Eğitimde katılımcılara, Dr. Abdullah Berkay Çapraz ve Sağlık Teknikeri Şükran Özdemir Turan tarafından acil durumlarda uygulanması gereken temel ilk yardım yöntemleri hakkında teorik ve uygulamalı bilgiler verildi.<br />
Katılımcılara; temel yaşam desteği çerçevesinde, kalp masajı ve suni solunum teknikleri, hava yolu tıkanıklıkları kapsamında, heimlich manevrası ve soluk borusunun açılması, acil müdahaleler çerçevesinde ise kanamalar, kırık, çıkık ve burkulmalarda ilk yaklaşım eğitimi verildi.<br />
Eğitim programının ardından değerlendirmelerde bulunan Eflani Orman İşletme Müdürü Bilal Eyüboğlu, ilk yardım bilgisinin acil durumlarda hayati önem taşıdığını belirterek, personelin bu alandaki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitim faaliyetlerinin büyük önem arz ettiğini ifade etti.</p>

<p>Eyüboğlu, eğitimin planlanması ve uygulanmasında katkı sağlayan Eflani Devlet Hastanesi yönetimi ve sağlık personeline, Eflani Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğüne ve emeği geçen tüm görevlilere teşekkür etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurumlar arası iş birliğiyle gerçekleştirilen eğitimin, personelin mesleki gelişimine ve iş sağlığı ile güvenliği kültürünün güçlendirilmesine önemli katkı sağlamasının hedeflendiği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.pusulagazetesi.com.tr/orman-isletme-mudurlugu-personeline-ilk-yardim-egitimi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://pusulagazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/pusulagazetesi-com-tr/uploads/2026/06/agency/iha/orman-isletme-mudurlugu-personeline-ilk-yardim-egitimi.jpg" type="image/jpeg" length="25074"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fenilketonüri (PKU) hastalığında erken tanı önemli]]></title>
      <link>https://www.pusulagazetesi.com.tr/fenilketonuri-pku-hastaliginda-erken-tani-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.pusulagazetesi.com.tr/fenilketonuri-pku-hastaliginda-erken-tani-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin fenilketonürinin en sık görüldüğü ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Kurt, 'Yaklaşık her 25 kişiden biri taşıyıcıdır ve her 6 bin doğumdan birinde fenilketonüri görülmektedir. Bu nedenle yenidoğan tarama programı ülkemiz için büyük önem taşımaktadır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Kurt, Fenilketonüri (PKU) hastalığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Fenilketonürinin kalıtsal bir metabolizma hastalığı olduğunu belirten Doç. Dr. Kurt, erken tanı ve tedavinin çocukların sağlıklı gelişimi açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Fenilketonürinin, vücudun büyümesi ve gelişmesi için gerekli olan proteinlerin yapı taşlarından biri olan fenilalanin isimli amino asidin metabolize edilememesi sonucu ortaya çıktığını ifade eden Fatih Kurt, 'Sağlıklı bireylerde fenilalanin, fenilalanin hidroksilaz adlı enzim sayesinde parçalanarak vücutta kullanılır. Ancak fenilketonürili çocuklarda bu enzim doğuştan eksik ya da yetersizdir. Fenilalanin ve artıkları kanda ve diğer vücut sıvılarında artar ve gelişmekte olan çocuğun beynine zarar verir' dedi.</p>

<p>'Türkiye, Fenilketonürinin sık görüldüğü ülkeler arasında'</p>

<p>Hastalığın kalıtsal olarak geçtiğini belirten Kurt, anne ve babanın ekseriya sağlıklı görünmesine rağmen hastalığın taşıyıcısı olabileceğini söyledi. Fatih Kurt, 'Bozuk gen hem anneden hem de babadan bebeğe geçtiğinde çocuk fenilketonüri ile doğar. Eğer bozuk gen yalnızca bir ebeveynden geçerse çocuk taşıyıcı olur ancak hastalık belirtileri göstermez' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye'nin fenilketonürinin en sık görüldüğü ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Kurt, 'Yaklaşık her 25 kişiden biri taşıyıcıdır ve her 6 bin doğumdan birinde fenilketonüri görülmektedir. Bu nedenle yenidoğan tarama programı ülkemiz için büyük önem taşımaktadır.' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabiliyor'</p>

<p>Tedavi edilmediği takdirde hastalığın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Fatih Kurt, 'Tedavi edilmeyen çocuklarda zamanla ciddi ve geri dönüşü olmayan beyin hasarı gelişebilir. İlerleyici zihinsel gerilik, epileptik nöbetler, otizm, kaba ve ince motor becerilerde gerilik, ciltte egzema benzeri döküntüler, açık cilt ve göz rengi gibi sağlık sorunlarına yol açabilir' dedi.</p>

<p>'Topuk kanı taraması hayati önem taşıyor'</p>

<p>Yenidoğan topuk kanı taramasının erken tanıda kritik bir role sahip olduğunu vurgulayan Kurt, bebeklerin beyni etkilenmeden önce hastalığın tespit edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Doç. Dr. Fatih Kurt, 'Bu amaçla bebeklere yaşamın ilk günlerinde, ideal olarak da 48-72 saat beslendikten sonra filtre kağıdına alınan birkaç damla topuk kanı ile kolayca tanı konabilmektedir. Bu basit test sayesinde hastalık henüz hiçbir belirti vermeden tespit edilebilir ve tedaviye hemen başlanabilir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>Topuk kanı testinin ideal olarak bebeğin doğumdan sonra 48-72 saat beslendikten sonra yapılması gerektiğini belirten Kurt, erken taburcu olan bebeklerde ise hastaneden çıkmadan önce ilk örneğin alındığını ve gerekli durumlarda aile sağlığı merkezlerinde ikinci örnek istendiğini söyledi. Kurt, 'Bu tarama testi, fenilketonürinin yanı sıra birçok önemli doğumsal hastalığın erken tanısını sağlayarak çocukların sağlıklı geleceği açısından büyük önem taşımaktadır' dedi.</p>

<p>Erken tanı ile geç tanı arasındaki farklara değinen Kurt, geç tanı alan çocuklarda fenilalaninin beyinde hasar oluşturmaya başlaması nedeniyle nörolojik sorunlar ve zihinsel gelişim geriliğinin ortaya çıkabileceğini ifade etti. 'Oluşan beyin hasarını daha sonra tamamen düzeltmek mümkün değildir' diyen Doç. Dr. Kurt, erken tanı alan çocukların ise uygun diyet tedavisi ve düzenli takip sayesinde yaşıtları gibi büyüyebildiğini, normal zeka gelişimi gösterebildiğini, eğitim alabildiğini ve sağlıklı bir yaşam sürdürebildiğini belirtti.</p>

<p>'Erken tanı ile geç tanı arasındaki fark büyük'</p>

<p>Fenilketonüride tedavinin temelini yaşam boyu uygulanan özel tıbbi beslenme tedavisinin oluşturduğunu kaydeden Kurt, ailelerin hastalık konusunda doğru bilgilendirilmesi ve diyete eksiksiz uyum sağlamasının son derece önemli olduğunu söyledi. Doç. Dr. Fatih Kurt, 'Çocukların düzenli olarak çocuk metabolizma uzmanı ve diyetisyen tarafından takip edilmesi, kan fenilalanin düzeylerinin belirli aralıklarla ölçülmesi ve beslenmenin buna göre düzenlenmesi sağlıklı büyüme ve gelişim için gereklidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Günümüzde fenilketonürinin erken tanı konulduğunda en başarılı şekilde kontrol altına alınabilen kalıtsal hastalıklardan biri olduğunu vurgulayan Kurt, 'Topuk kanı taraması sayesinde hastalık belirtiler ortaya çıkmadan tespit edilebilir ve uygun tedaviye başlanabilir. Erken tanı alan ve tedavisine düzenli devam eden çocuklar, sağlıklı akranları gibi eğitim görebilir, çalışabilir ve normal bir yaşam sürebilir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Erken tanı ile sağlıklı bir yaşam mümkün'</p>

<p>Son yıllarda tanı ve tedavi alanında önemli gelişmeler yaşandığını belirten Doç. Dr. Fatih Kurt, genetik testler sayesinde ailelerde taşıyıcılık durumunun belirlenebildiğini ve riskli çiftlere genetik danışmanlık verilebildiğini söyledi. Kurt, 'Her iki ebeveynin de taşıyıcı olduğu durumlarda, tüp bebek tedavisi sırasında uygulanan preimplantasyon genetik tanı yöntemi ile hastalığı taşımayan embriyolar seçilerek sağlıklı gebelik elde edilebilmektedir' diye konuştu.</p>

<p>Tedavi alanında ise özel tıbbi mamalar ve düşük proteinli ürünlerin yanı sıra uygun hastalarda enzim tedavileri ve gen tedavileri üzerine yürütülen çalışmaların umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Doç. Dr. Kurt, 'Fenilketonüri önlenebilir bir hastalık değildir; ancak erken tanı sayesinde zihinsel engellilik tamamen önlenebilir. Bunun anahtarı ise yenidoğan topuk kanı taramasıdır' sözleriyle konuşmasını tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.pusulagazetesi.com.tr/fenilketonuri-pku-hastaliginda-erken-tani-onemli</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://pusulagazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/pusulagazetesi-com-tr/uploads/2026/06/agency/iha/doc-dr-kurt-1.jpg" type="image/jpeg" length="34321"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu uygulama ile dünya hekimleri Türkiye'ye danışacak]]></title>
      <link>https://www.pusulagazetesi.com.tr/bu-uygulama-ile-dunya-hekimleri-turkiyeye-danisacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.pusulagazetesi.com.tr/bu-uygulama-ile-dunya-hekimleri-turkiyeye-danisacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HEKİMSEN öncülüğünde geliştirilen ve yapay zeka teknolojisiyle donatılan HADEM uygulaması, sağlıkta küresel sınırları ortadan kaldırıyor. Tüm dünyadan hekimlerin karşılaştıkları zor vakaları ve hasta verilerini paylaşarak Türk doktorlarından konsültasyon alabileceği dev proje, Türkiye'yi uluslararası acil tıbbın merkez üssü yapmaya hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AL-KON Konfederasyonu ve HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, sağlık çalışanlarının ekonomik gücünün artırılması ve sosyal refahının desteklenmesi amacıyla hayata geçirdikleri projeler ile yapay zeka destekli HADEM uygulaması hakkında değerlendirmelerde bulundu.<br />
Uygulamanın küresel çapta bir vizyona sahip olduğuna dikkati çeken Kurban, 'Hem Apple Store hem de Google Play'den indirilebilen bu program, dünyadaki herkesin kullanımına açık. Daha sonra belki ismi değiştirilebilir. Yurt dışındaki bir hekim bile buradaki meslektaşlarından konsültasyon alabilecek. Düşünün bir hekim; hastasıyla ilgili kişisel bilgilerini koruyarak, görüntü ve belge gibi şeyleri program üzerinden paylaşabilecek. O hekime hastasıyla ilgili önerilerde bulunulabilecek. Diyelim ki bir hekim, hastasına ait EKG'yi anlayamadığında bu uygulamayla diğer hekimlere danışabilecek. Aslında bakarsanız bütün dünyanın adeta Türkiye'ye bağlanıp bilgi alacağı bir program olacak' dedi.</p>

<p>'Türkiye acil tıbbın merkezi olacak'<br />
Kurban, uygulamanın yapay zeka bölümünün tüm vatandaşlara açık olduğunu ancak canlı destek ve hekim forumu kısımlarına yalnızca doktorların erişebileceğini aktararak, yapay zekanın tüm bilgileri güvenli bir kapalı sistemde derleyip sınıflandırdığını vurguladı. Kurban, 'Uygulama, yapay zeka bölümü itibariyle tek değil ama bu forum bölümü itibariyle tek. Yani bir program aracılığıyla siz hem canlı destek alabileceksiniz, hem acil durumlarda yapay zeka size önerilerde de bulunabilecek, bu da olacak çünkü yapay zeka bütün bilgiyi kapalı bir sistem içerisine toplayacak, derleyecek, sınıflandıracak, saklayacak. Uygulama hatalı çıkarımlar yapmasın diye biz sürekli onu koruyacağız. Bakın buradaki avantaj şu; bu uygulamanın gelişmesiyle Türkiye acil tıbbın merkezi olacak. Bunu yapan da Hekimsen' diye konuştu.</p>

<p>'Sağlık çalışanlarını iktisadi ortaklıkla ev ve araç sahibi yapıyoruz'<br />
Kasım 2025'te kurulan AL-KON Konfederasyonu çatısı altında memurları da kapsayan bir yapı oluşturduklarını anlatan Kurban, şahsi menfaatleri bir kenara bırakarak devlet ve millet için çalışmaya devam edeceklerini dile getirdi. Kurban, üyelerinin ekonomik refahını artırmak için 'iktisadi ortaklık' modeli geliştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:<br />
'HEKİMSEN, kurduğu şirket ve işbirlikleriyle üyelerine çok indirimli araç imkanı sunuyor. Ben de hayatımda ilk kez sıfır kilometre araca bu şekilde sahip oldum, yoksa param yetmiyordu. Bunun yanı sıra üyelerimizi banka kredisi bile kullanmadan ev sahibi yapacak bir sistem kuruyoruz. Örneğin bir ev projesinde, üyemize kendi maaşıyla ödeyebileceği, bir kısmı peşin bir kısmı vadeli bir tablo çıkarıyoruz. Üyemiz 50 bin lira gibi bir miktarla anonim şirketimize ortak oluyor ve o evden edilecek kâra da ortak olarak, yatırdığı paranın yaklaşık yüzde 15-20'sini tekrar kazanıyor.'<br />
Büyük ortaklıklarla kongre merkezi otelleri kurmayı da planladıklarını aktaran Kurban, bu sayede üyelerine hem indirimli konaklama hem de düşük maliyetli kongre imkanı sunacaklarını, mevcut sistemi tamamen değiştirmeyi hedeflediklerini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aile hekimliğinde GETAT dönemi<br />
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamalarının aile hekimliğine entegre edilmesi için Sağlık Bakanlığı ile yürüttükleri görüşmelerin olumlu sonuçlandığını hatırlatan Kurban, YÖK ile devam eden süreç tamamlandığında aile hekimlerinin fitoterapi ve diğer GETAT alanlarında yüksek lisans yapabileceğini bildirdi.<br />
Akademik çalışmalara da büyük önem verdiklerini belirten Kurban, hakemli dergi işbirlikleriyle geleneksel bilim ödülleri dağıttıklarını sözlerine ekleyerek, sözlerini şöyle noktaladı:<br />
'Hekimsen sadece bir sendika olarak görülmüyor. Bakan kişi anlayamıyor, 'Bu nasıl bir sendika?' diye düşünebiliyor çünkü HEKİMSEN Sağlık Bakanlığı'na da destek veriyor, hükümete de destek veriyor, yapılan bütün iyi uygulamalara destek veriyor, geliştiriyor, projeler üretiyor ve projeleri sadece üretip de sunmuyor. Rica etmiyor, kendisi yapıyor, dikkat ederseniz mesela HADEM programımız da buna örnektir. Biz her şeyi zirvede isteyen ve bunun için uğraşan bir sendikayız. Umumumuzun menfaati esastır ve her türlü sekonder (ikincil) kazancı da reddediyoruz.'<br />
Ayrıca Kurban, 'HEKİMSEN uzun bir süredir hükümetimizden Hekimlik Meslek Yasası talep etmiş ve bunun 1928 yılından sonra ilk nüshasını da hazırlamış, yetkililere sunduk. Halkımızın içi rahat olsun, eğer bu yasamız tabii ki bazı düzenleme ve değişikliklerden sonra geçerse tıp ülkemizde zirveye çıkacak ve ülkemiz geleneksel tedavileri üretip ihraç etmede de lider konuma geçecektir. Biz bu ürünlerden ilaçta üreteceğiz. Adeta ülkemizde yeni bir altın kaynağı bulunmuş gibi olacak' ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.pusulagazetesi.com.tr/bu-uygulama-ile-dunya-hekimleri-turkiyeye-danisacak</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://pusulagazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/pusulagazetesi-com-tr/uploads/2026/06/agency/iha/bu-uygulama-ile-dunya-hekimleri-turkiyeye-danisacak.jpg" type="image/jpeg" length="98728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz hastalıklarında doğru bilinen yanlışlar]]></title>
      <link>https://www.pusulagazetesi.com.tr/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.pusulagazetesi.com.tr/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar mevsimiyle birlikte artan göz alerjilerine evde yapılan bilinçsiz müdahaleler tehlike saçabiliyor. Uzm. Dr. Kübra Erdoğan, çayın steril bir sıvı olmadığını ve kolonyadaki alkolün gözü tahriş ettiğini vurgulayarak, 'Yanlış uygulamalar, mevcut hastalığı maskeleyebileceği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Kübra Erdoğan, bahar aylarında artan polenlerin göz sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, bahar mevsimiyle birlikte göz kliniklerinde en sık karşılaşılan şikayetlerin başında alerjik reaksiyonların geldiğini söyledi. Polenlerin özellikle gözlerde kaşıntı ve sulanmaya yol açtığına dikkati çeken Erdoğan, 'Polen sebebiyle her iki gözde kaşıntı ve sulu akıntı görebiliyoruz. Bunun dışında halk arasında bilinmeyen ve basit görülebilen alerjiler de oluyor. Bunlara zamanında müdahale edilmediğinde ciddi sorunlar oluşabilir' dedi.</p>

<p>'Gözlük tercih edin'<br />
Erdoğan, rüzgarlı havalarda çevresel faktörlerin değişmesiyle farklı hastalıkların da ortaya çıkabildiğini dile getirerek, kirpik dibi iltihaplanması gibi rahatsızlıkların tabloyu daha ağır hale getirebildiğini aktardı. Polen alerjisi bulunanların özellikle sabah saatlerinde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkmamaya özen göstermesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, kontakt lens kullanıcılarına da şu tavsiyelerde bulundu:<br />
'Kontakt lenslerin üzerine polenler çok rahat yapışabiliyor. Bu nedenle bahar aylarında gözlük tercih edilmesi daha sağlıklı olabilir. Hafif alerjik vakalarda soğuk kompres ve suni gözyaşı damlaları yeterli olabilirken, ileri düzey şikayetlerde mutlaka bir göz hekimine başvurulmalıdır.'<br />
Günümüzde cep telefonu ve bilgisayar kullanımının hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğuna değinen Erdoğan, uzun süre ekrana bakmanın göz kırpma sayısını yarı yarıya azalttığını, bunun da göz kuruluğunu artırdığını kaydetti. Erdoğan, ekran karşısında geçirilen süre boyunca göz kırpmaların bilinçli olarak sıklaştırılması ve gerektiğinde suni gözyaşı damlalarıyla destek verilmesi gerektiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Çay steril değil, kolonya göze zarar verir'<br />
Toplumda doğru bilinen yanlış uygulamalara karşı da vatandaşları uyaran Erdoğan, göz hastalıklarında kulaktan dolma yöntemlerin kalıcı hasarlara yol açabileceğine işaret etti. Erdoğan, çay pansumanı ve kolonya kullanımının göz sağlığı açısından büyük risk oluşturduğunun altını çizerek, konuşmasını şöyle tamamladı:<br />
'Çay steril bir sıvı değildir, içerisindeki tanecikler göz yüzeyi için oldukça tahriş edicidir. Kolonyadaki yüksek alkol oranı da göz yüzeyine doğrudan zarar verir. Ayrıca başkasına ait göz damlasının kullanımı da tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Yanlış uygulamalar, mevcut hastalığı maskeleyebileceği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Göz, zannedilenden çok daha hassas bir organdır. Bu nedenle evde yapılan bilinçsiz müdahaleler yerine mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.pusulagazetesi.com.tr/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://pusulagazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/pusulagazetesi-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar.jpg" type="image/jpeg" length="11736"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eşyalarla kurulan tehlikeli bağın perde arkası]]></title>
      <link>https://www.pusulagazetesi.com.tr/esyalarla-kurulan-tehlikeli-bagin-perde-arkasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.pusulagazetesi.com.tr/esyalarla-kurulan-tehlikeli-bagin-perde-arkasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evlerde bir köşeye bırakılan kullanılmayan eşyalar, atılmaya kıyılamayan eski kıyafetler, gazeteler, kutular ya da zamanla yaşam alanını daraltan birikintiler, bazı kişiler için yalnızca dağınıklık değil psikolojik bir zorlantının işareti olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, son dönemde biriktiricilik ve istifçilik problemleriyle çok fazla karşılaştıklarını söyledi. 'Bir gün lazım olur' düşüncesiyle başlayan eşya biriktirme davranışının zamanla kişinin yaşam alanını ve sosyal ilişkilerini bozacak ciddi bir boyuta ulaşabileceğini belirten Çelik, 'Aslında bunu genel bunaltıların bir sonucu olarak değerlendirebiliriz. Amerikan Psikiyatri Derneği de bu durumu takıntılı zorlantılı davranışlar içerisinde değerlendiriyor, bunaltılı davranışlar içerisinde de ele alıyor. Bireyin dönem dönem yaşadığı problemlere göre biriktiricilik ve istifçilik meydana gelebiliyor. Bu dönemin özelliklerine baktığımızda biraz daha yalnızlaşmanın, travmaların ve kaygıların dışa vurumu gibi değerlendirebiliriz. Davranış temelde eşyaları biriktirme veya onlardan ayrılamama gibi görünse de, ilk bakışta bağ kurmayla ilişkili bir problem olarak tema verse de bunun arkasında yaşanılan mevcut bir olaydan sonra ya da bir travmadan sonra gerçekleşen süreçler de olabilir' dedi.</p>

<p>'Sosyal temasın azalması tetikliyor'<br />
İstifçiliğin son yıllarda artmasının temel nedeninin sosyal temasın azalması olduğunu vurgulayan Çelik, 'İnsan insana iletişimin azalması, değerlerin, ahlak ve maneviyatın zayıflaması, yalnızlaşmanın artması bu tablonun ortaya çıkmasında etkili. En hafif tabiriyle depresif bir tablo, en ağır tablosuyla ise sert bir takıntı-zorlantı (obsesyon) bozukluğudur. Birey eşyalarla kurduğu bağdan kopamıyor ve çoğu zaman yanlış olduğunu bilse de bu davranışından vazgeçemiyor' diye konuştu.</p>

<p>Kişi yanlış olduğunu bilse de vazgeçemeyebiliyor<br />
Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, istifçiliğin kişinin eşyalarla kurduğu bağdan kopamamasıyla ortaya çıktığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:<br />
'Biriktiricilik ve istifçilik, kişinin eşyalarla kurduğu bağdan kopamaması, o eşyaları evinin dışına çıkaramaması ve bu çıkarmayla ilgili bir zorlantı yaşamasıyla karşımıza çıkıyor. Bildiğiniz gibi bazı durumlarda kamu kurumları da burada görev alıyor çünkü çevreye rahatsızlık veren bir durum ortaya çıkabiliyor. Şikayetler yaşansa bile birey zorla oradan çıkarılmadan, çoğu zaman yanlış olduğunu bilse de vazgeçemediği bir davranış olarak bu durum karşımıza çıkıyor.'</p>

<p>Erken müdahale ve çevre desteği şart<br />
Bu durumun önlenebilmesi için yapılması gerekenleri anlatan Çelik, 'Bunu nasıl önleyebiliriz? Öncelikle hepimiz toplum içerisinde birbirimizden sorumluyuz. Çevremizde, önce kendi ailemizde, ailemizde yoksa komşularımızda böyle problemler gördüğümüzde bireyi yetkili sağlık kuruluşuna yönlendirmemiz gerekiyor. Önce bireyle iletişim kurulmalı. Bu durum en uç noktada kişinin farkında olmadığı bir zorlantıya kadar gidebilen tablolar da oluşturabilir, yetkili sağlık kuruluşunun bu bireye yönlendirilmesiyle ilk adım atılmış olabilir' ifadelerini kullandı.<br />
İstifçiliğin yalnızca belirli bir yaş, cinsiyet ya da sosyokültürel sınıfa özgü olmadığını, herkesin risk altında olabileceğini aktaran Çelik, hastalığın erken dönemde sosyal izolasyon, hayattan keyif almama, uyku düzeninde bozulma ve suçluluk duygusu gibi belirtiler verdiğini söyledi. Çelik, 'Bu bunalımla ilgili bir problem olduğu için önce bunun davranışsal izlerini ve alarmlarını vermeye başlar. Birey sosyal izolasyon içerisine giriyorsa, duygularını paylaşmıyorsa, düşüncelerini paylaşmıyorsa, ilişkilerinde bozukluklar varsa, akademik işlevselliğinde veya diğer zihinsel işlevlerinde gerileme ve durgunluk varsa, hayattan keyif almıyorsa, eskiden yaptığı şeyleri artık yapmamaya başlıyorsa, uykuları azalıyorsa veya artıyorsa, suçluluk duyguları varsa, bağ kurmayla ilgili çevresiyle problemler varsa bu işaretlerle birlikte bu ihtimallerin arttığını söyleyebiliriz' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Küçük işaretlerle başlar, kar topu gibi büyüyebilir'<br />
Erken müdahalenin önemine dikkat çeken Çelik, 'Bu meseleler küçük küçük başlar, küçük küçük işaretlerini verir, daha sonra kar topu gibi büyüyebilir. Biz ne kadar o mesele küçükken buna el atarsak, bunu önlemeye başlarsak, o kadar muhtemel sonuçları da engelleyebiliriz' sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.pusulagazetesi.com.tr/esyalarla-kurulan-tehlikeli-bagin-perde-arkasi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://pusulagazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/pusulagazetesi-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/esyalarla-kurulan-tehlikeli-bagin-perde-arkasi.jpg" type="image/jpeg" length="46546"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
