Bakan Tunç, bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Düzce'ye geldi. İlk olarak Düzce Valiliği'ni ziyaret eden Tunç, burada Vali Selçuk Arslan, Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Düzce Cumhuriyet Başsavcısı Yasin Emre ve il protokolü ile basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından gazetecilere açıklama yapan Tunç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 28 Şubat davası sanıklarına yönelik af yetkisini kullanmasına ilişkin, "Sayın Cumhurbaşkanımız, Anayasa'nın 104'üncü maddesinin 16'ncı fıkrası gereğince af yetkisini kullandı ve bu yetki çerçevesinde bugün tahliyeler gerçekleşir. Tabii ülkemiz, darbelerin kara lekeleri ile dolu. 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat demokrasiye kara bir leke olarak tarihe geçti. Bu ülkede darbeler olmasın diye demokrasinin standartlarını yükselttik. Darbecilerin yargılanması Anayasa değişiklikleri ile sağlanmış oldu. Gerek 12 Eylül gerek 28 Şubat darbecileri yargı huzuruna çıktı ve işledikleri suçlar karşılığında da bağımsız ve tarafsız yargı, cezalarını verdi. Büyük mağduriyetlerin yaşandığı 28 Şubat sürecini yaşatan kişiler de yargı önüne çıkıp, yargımız tarafından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına çarptırılmıştı. 12 Eylül darbecilerinin de Anayasa değişikliği ile yargılanmaları sağlandı. Ülkemizde demokrasinin standartlarının yükseltilmesi konusunda mücadelemizi sürdüreceğiz; demokratik, sivil, yeni Anayasa'ya kavuşuncaya kadar TBMM öncülüğünde sürecek. 28 Şubat sanıklarının yaşları ilerlemişti. Yaşlılık, hastalık, kocama ve sürekli hastalık nedeniyle Cumhurbaşkanımıza verilen yetki çerçevesinde af yetkisi kullanıldı ve bugün itibarıyla tahliyeleri gerçekleşecektir" dedi.

KOBANİ DAVASI CEZALARI

Örtü yangını büyümeden söndürüldü Örtü yangını büyümeden söndürüldü

Kobani davası cezalarıyla ilgili de konuşan Tunç şunları söyledi:

"Tahliye olacak olanlar var, mahkumiyetler var, beraat edenler var. 6-7-8 Ekim olayları biliyorsunuz. 35 il, 96 ilçe ve 131 yerleşim yerinde büyük bir tahribata neden oldu. 37 vatandaşımız, Yasin Börü ve arkadaşları kurban eti dağıtırken maalesef katledildiler. Suriye'deki iç karışıklıklar bahane edilerek sokak hareketleri, şiddet hareketleri başlatılmıştı. Bu süreç içerisinde 37 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, okulların iş yerlerinin, ticarethanelerin, evlerin taşlandığı ve saldırılarla karşı karşıya kaldığı bir ortamda, 6-7-8 Ekim olaylarını hep beraber hatırlıyoruz. Sonrasında hemen Ankara 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 41 sanığın yargılanmasına başlanmıştı. Yasin Börü ve arkadaşlarını öldüren sanıklarla ilgili yargılama başlamıştı. Bunlardan 25'i, çeşitli sürelerde hapis cezasına çarptırıldı. 15'i ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Dün karara bağlanan dava ile ilgili olarak Ankara 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi kararını açıkladı. HDP'nin o dönemde halkı sokağa çağırması ile ilgili olarak başlatılan adli bir soruşturma ve sonrasında davaya dönüşen ve bugüne, dünkü karara kadar yargılanmaları sürülen davada da 108 sanık yargılandı. Bunlardan 72 tanesi firari, bunların dosyaları tevkif edildi. 36 sanıktan 18'i tutuklu, 18'i de adli kontrollü olarak yargılanıyordu. Dün açıklanan kararla birlikte 24 kişi hakkında Türk Ceza Kanunu 302'nci maddesindeki 'devletin birliğini bütünlüğünü bozmak suçuna yardım etmek' TCK 39 gereğince cezaları açıklanmış oldu. 12 sanık hakkında da beraat kararı verildi. Beratlarla ilgili olarak da dün akşam itibarıyla tahliyeler gerçekleşmiş oldu. Bu tür terör olaylarının, şiddet olaylarının ülkemizde bir daha meydana gelmemesi için ülke olarak birlik, beraberliğimizi korumamız en önemli konu. Terörün her türlüsü ile mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu anlamda Türkiye'yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmak, birlik, beraberliğimizi bozmaya yönelik çocuklarımızın geleceğini tehdit eden, Türkiye'nin huzurunu bozmaya dönük faaliyetlere hiçbir zaman müsaade edilmeyecektir. Bütün temennimiz; bu tür şiddet olaylarının bir daha gerçekleşmemesidir. Demokrasilerde şiddete değer yoktur, demokrasilerde şiddet çağrısına yer yoktur. Bu anlamda demokratik siyaset yapmak isteyenlere alan her zaman açıktır. Ama gerek Anayasa'mızın 26'ncı maddesi gerek Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 19'uncu maddesi gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11'inci maddeleri şiddeti reddeder, şiddet çağrısını reddeder. Dolayısıyla bu anlamda da bağımsız ve tarafsız yargımızın vermiş olduğu karar, söz konusudur. Karar, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu bir karardır. İstinaf ve temyiz süreçleri vardır. Bu süreçleri bekleyeceğiz."

AYHAN BORA KAPLAN SORUŞTURMASI

Tunç, Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmaya ilişkin de "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızın başlattığı bir soruşturma var. Bu soruşturmada gözaltına alınan sivil ya da resmi görevliler var. Bu anlamda bu soruşturmayı hep beraber bekleyeceğiz ve soruşturmanın sonucunu hep birlikte göreceğiz" diye konuştu. 

Kaynak: DHA